Su Cennetinde dudak kurutmak: Nerede bu kentin Çeşmeleri?

MEHMET YILMAZ

Dünyanın neresinde olursa olsun, içinden coşkulu bir ırmak geçen kentler şanslıdır. Su, geçtiği yere can verir; orayı sadece bir yerleşim yeri değil, yaşayan bir organizma, ferah bir sığınak kılar.

Manavgat da böyle bir şansın tam ortasında doğmuş bir kent. Tarihiyle, bereketli tarım topraklarıyla ve turizmiyle öne çıkan ilçemiz, her şeyden önce dünyaca ünlü şelalesi ve kentin kalbini ikiye bölen o muhteşem ırmağıyla bilinir. Bizler, kelimenin tam anlamıyla bir “su şehrinin” sakinleriyiz.

Peki, gerçekte öyle mi?

Kâğıt üzerinde ve fotoğraflarda evet.

Ama kentsel yaşamın içinde, sokakta yürürken bu gerçeğin karşılığı ne yazık ki koca bir boşluk.

Eskileri hatırlayanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaktır.

Yıllar önce ırmak kenarına inmek, buz gibi Manavgat ırmağında elini yüzünü yıkamak, o ferahlığı teninde hissetmek bir kent kültürüydü.

Çok uzağa gitmeyelim; Cumhuriyet Meydanı’nda duran, yoldan geçene nefes aldıran, durup bir el yüz yıkama imkânı sunan mütevazı bir  çeşmemiz vardı. Sonra ne olduysa o çeşme de kaldırıldı ve yerine yenisi konulmadı.

Bugün Akdeniz’in o meşhur, insanı nefessiz bırakan kavurucu sıcaklarında Manavgat sokaklarında bir yürüyün…

Tesislerden, dükkânlardan bahsetmiyorum; kamusal alanda, bir meydanda veya cadde kenarında elimizi yıkayacak, yüzümüze iki damla su atacak tek bir simgesel çeşmemiz bile yok.

Dünyanın dört bir yanından milyonlarca turist ağırlıyoruz.

Şehre adım atan bir misafir, içinden ırmak geçen bu kente baktığında “Evet, burası bir su şehri” dedirtecek mimari ve estetik bir simge göremiyor.

Su cennetinde, suya hasret bir kent estetiğiyle başbaşayız.

Bu durum kader değil, sadece küçük ama vizyoner bir dokunuş meselesi.

Manavgat Belediyesi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi yetkililerine buradan açık bir çağrıda bulunalım.

Bu kentin meydanlarına, pazar yerlerine, yaya yollarına ve ırmak kenarındaki rekreasyon alanlarına Manavgat’ın ruhunu yansıtan simgesel kent çeşmeleri kazandırılmalıdır.

Yapılacak bu estetik çeşmeler;

Hem bunaltıcı yaz günlerinde caddede yürüyen hemşehrilerimize ve esnafımıza bir nefes alanı sunacak,

Hem de kente gelen yerli ve yabancı misafirlere Manavgat’ın “Su Kenti” kimliğini görsel ve hissi olarak hatırlatacaktır.

Çok devasa bütçeler gerektirmeyen ama kentsel hafızaya, estetiğe ve günlük yaşam kalitesine dokunan bu adım, Manavgat’a fazlasıyla yakışacaktır.  Kaldı ki bizim insanımız su hayratına büyük önem verir. Kendisinin, anasının, babasının vb. adını yaşatacak, hayrına hayrat yapacak  birçok hayırsever var.

Yeter ki adım atılsın.

Adına Barışsuyu festivali düzenlediğimiz, suyla var olan bu kentin sokakları, suyun ferahlığından mahrum kalmasın…