Son yıllarda yerel yönetim ekseninde yaşanan ve ne yazık ki kentimizin adının olumsuz operasyonlarla, usulsüzlük iddialarıyla anılmasına neden olan süreçler, hepimizin malumu. “Turizmin başkenti” olarak nitelendirdiğimiz, doğasıyla ve insanıyla devasa bir potansiyeli barındıran Manavgat’ımız, üzerine yapışan bu kasvetli ve olumsuz imajı hiç hak etmiyordu. İşte tam da bu yüzden, geçtiğimiz hafta sonu Halk TV ekranlarında canlı yayınlanan ve tüm Türkiye’yi kentimizin güzellikleriyle buluşturan proğram, adeta bir nefes oldu.

Serhan Asker’in hazırlayıp sunduğu “Görkemli Hatıralar” programı, Manavgat Şelalesi’nin o muazzam ve eşsiz atmosferinden tüm dünyaya seslendi. Bu program, sadece bir televizyon yayını değil; Manavgat’ın hırpalanan imajına, hak ettiği değeri geri kazandıran çok güçlü bir vizyon ve olumlu bir propaganda çalışmasıydı. Bu başarılı organizasyona öncülük eden ve sahiplenen başta Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek olmak üzere, emeği geçen herkesi yürekten tebrik etmek gerekir.

Şelalenin Sesinden Türkülerin Ezgisine
Manavgat Şelalesi’nin büyüleyici fonunda gerçekleşen yayına, yerel sanatçılar Ali Mahsuni Seven ve Yudum’un seslendirdiği türküler damga vurdu. O ezgiler, şelalenin şırıltısıyla birleştiğinde ekran başındaki milyonlara yalnızca görsel bir şölen değil, Anadolu’nun sıcaklığını ve Manavgat’ın huzur veren iklimini sundu. Programda sahne alan halk oyunları ekiplerimiz ise sergiledikleri gösterilerle bu toprakların kültürel zenginliğini, geleneksel bağlarını ve köklü geçmişini canlı bir performansla izleyiciye aktardı.
Tarımsal Güç ve Kadın Emeği Ekrana Taşındı
Manavgat sadece deniz ve kumdan ibaret olmadığını; tarımıyla, mutfağıyla ve üreten kadınıyla var olduğunu bu programla bir kez daha kanıtladı. Bölgenin simge lezzetlerinden çiğirdik ve keşkek, şifa kaynağı zeytinyağımız ve son yıllarda bölge ekonomisine ciddi katkı sağlayan muz başta olmak üzere diğer tropikal meyvelerimiz, karpuzumuz, portakalımız ekranlarda geniş yer buldu. Kum Zambakları Kadın Kooperatifi ve Toros Kadınları’nın el emeği ürünleri, yöresel yemekleri kadın eli değen bir kentin ne kadar güzelleşebileceğini, üretkenliğini ve misafirperverliğini tüm Türkiye’ye gösterdi.
Tabii ki birkaç saate sığdırılan bu kesit, devasa bir derya olan Manavgat’ın tüm potansiyelini, saklı kalmış tarihi ve kültürel zenginliklerini anlatmaya tam anlamıyla yetmedi. Kabul etmek gerekir ki ekran süresi ve format gereği Manavgat tam manasıyla, hak ettiği derinlikte tanıtılamadı. Ancak yine de şehrimizin adının böylesine geniş bir platformda pozitif değerlerle anılması “hiç yoktan iyidir” dedirtiyor ve eksiklerine rağmen çok kıymetli bir adım olarak kayda geçiyor.
Bu programla birlikte, kentin adının son dönemde anıldığı olumsuz siyasi-idari gündem, yerini Manavgat’ın gerçek kimliği olan doğaya, turizme, kültüre ve sanata bıraktı. Her ne kadar tanıtım noktasında bazı eksiklikler hissedilse ve Manavgat’ın büyüklüğü düşünüldüğünde bu yayın devede kulak kalsa da, hiç yoktan iyi bir başlangıç ve teselli edici bir motivasyon kaynağı oldu. Ekranlara yansıtılan bu görüntüler, önümüzdeki dönemler için yerli turist nezdinde çok ciddi bir davet niteliği taşıdı. Dahası; operasyon haberleriyle morali bozulan Manavgat halkı, kendi değerlerinin ulusal bir kanalda bu denli gururla sergilenmesiyle aidiyet duygusunu ve motivasyonunu bir nebze de olsa tazeledi.
Özetle; Manavgat’ın hak ettiği vitrin tam olarak budur. Şaibelerle, davalarla değil; şelalesiyle, çiğirdiyle, zeytinyağıyla, kooperatifçi kadınlarıyla, kültürüyle ve turizmiyle konuşulan bir Manavgat, geleceğe çok daha güvenle bakacaktır. Kentin gerçek potansiyelini tam anlamıyla yansıtacak, daha geniş kapsamlı tanıtım projelerinin artarak devam etmesini diliyoruz.
Mehmet Yilmaz / Haber














