Yaratılan imajların gerçek hayatı gölgede bıraktığı ve gölgenin temsil gücünün belirgin şeklide arttığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar daha çok gösterişli şeyleri seviyor ve reklamı olan şeyleri takip ediyor yani anlayacağınız günümüzde imaj her şeyi belirliyor ama ben öyle düşünmüyorum; kızımı 60.Yıl İlkokuluna yazdırırken de böyle düşünmemiştim. Çevremdeki birçok kişi çocuğumu bayırdaki bir okula değil de şehir merkezindeki bir okula yazdırmamı söylemişti. Çünkü başında ‘Bayır’ kelimesi geçince bu bir okul bile olsa imajı düşüyordu; geçen üç senede yaşadığım tecrübelere dayanarak söylüyorum; bir koleje denk eğitim veriyor olmasına rağmen aynı talihsizliği 60. Yıl ilkokulu da yaşıyordu, o dönem ben bunların hiçbirini dikkate almadım ve iyi ki de almamışım; kızımın 60.Yıl İlkokulunda eğitimine devam ediyor olmasından son derece memnunum.

Büyük kızımın okuldaki üçüncü senesi ve küçük kızım da okul bahçesine ilk adımlarını atmış bulunuyor. Büyük kızımdaki tedirginliği küçük kızımda yaşamıyorum. Çünkü geçen üç sene de okul bana müthiş bir konfor alanı sunmakla kalmadı aynı zamanda beni de kızımın eğitim sürecine dahil ederek yeni şeyler deneyimlememe olanak sundu. Belki abarttığımı düşünenler olacaktır fakat her ne kadar bir kaydım bulunmuyor olsa da kendimi sanki bu okulun bir öğrencisi gibi görüyorum ve bundan büyük keyif alıyorum.

60.Yıl İlkokulunun, eğitimi sadece hazır bilgileri aktarmak ve ezberletmek olarak görmeyen, oldu bittiye getirmeden ve herkes öyle yapıyorsa doğrudur kolaycılığına kaçmadan sürekli yeni şeyler denemek suretiyle öğrencinin merakını canlı tutarak doğru yönlendirmeyi amaçlayan bakış açısına şapka çıkartıyorum. Kızımın karnesindeki notları hiçbir zaman umursamadım benim için önemli olan kızımın başkalarına saygı duyarak farklı olanla bir arada yaşama ve ondan bir şeyler öğrenebilme tevazusunu gösterebilmesi, eleştirel bir düşünce yapısına sahip olup gerektiğinde kendisini dönüştürebilmesi, itiraz edebilmesi, hayal kurabilmesini ve hayallerinin peşinden gidecek cesarete sahip bir birey olmasının yanında bu dünyadaki rolünün sadece çevresinde olup bitenleri kaydetmek değil, olup bitenlere etki edebilmek olduğunu idrak etmesini isterim. Peki bütün bu beklentilerim gerçekleşti mi? Elbetteki hayır! fakat okulun eğitime çok yönlü yaklaşımı ileriye yönelik bu beklentilerimi canlı tutmama yardımcı oluyor. Gerçekleştirmiş oldukları projeler,yaptıkları etkinlikler ve aktivitelerle eğitimde çıtayı oldukça yükselttiklerini düşünüyorum.

Bizim kız hep Temacı olmakla övünür, bir ara Temacı tişörtlerini giyip başlarına Temacı şapkalarını takarak sınıfça ağaç dikmeye gitmişlerdi; bununla da yetinmeyip yakın zamanda okulda bir de gösteri düzenlediler, bu gösteriyi izlemenizi çok isterdim; hazırladıkları kostümler, verdikleri mesajlar ne muhteşemdi öyle, daha birçok detay vardı; belli ki çok emek verilmiş ve çok fazla zaman harcanmıştı; bu insanlar bunları yapmak zorunda değiller, ‘’Ağaçları kesmeyelim, çevremizi koruyalım’’ gibi klişe birkaç sözle konuyu üstünkörü geçiştirebilirlerdi fakat onlar bu kolaycılığa kaçmadılar. Bu ve benzeri etkinliklerin yapılması kızımda çevre bilinci oluşması ve sosyalleşmesi açısından çok değerli. Burada dikkatimi çeken diğer bir husus da öğretmenlerin bu projeleri hayata geçirirlerken ekip halinde çalışmaları oldu, doğrusu bu bizim görmeye çok da alışık olduğumuz bir durum değil.
Yine Avrupa Komisyonu tarafından ve komşu ülkelerdeki okulları bir araya getirmek ve bu bağlamda öğretmenlerin farklı ülkelerdeki öğretmenlerle iş birliği kurmasına, öğrenciyle birlikte çevrim içi projeler üretmesine imkan sunan eTwinning platformuna dahil olarak uluslararası projelerde yer almalarını ileriye yönelik cesurca atılmış bir adım olarak görüyorum. Bu kapsamda uluslararası düzeyde yürütmekte oldukları ‘’THE POWER OF THE KİNDNESS’’ yani ‘’NEZAKETİN GÜCÜ’’ başlıklı harika bir projeleri var. Son derece ince düşünülmüş hassas bir konu;bugün ne kadar kaçınsak da bir şekilde insanların densizliklerine maruz kalabiliyoruz, genele yayılmış olan nezaketsizlik toplumun kanayan bir yarasıdır ve nezaket,bu toplum için ekmek,su gibi ihtiyaçtır. Bu tespitlerinden ve çocuklarımıza öğretecekleri nezaket kuralları için şimdiden kendilerine teşekkür ederim.
Yine okulda düzenlenen akademik, sanatsal ve sportif yarışmaların yanında kültürel mirasımıza sahip çıkmak ve yaşatmak adına düzenledikleri halk oyunları gösterileri oluyor, bunun yanında çocukların yaşadıkları şehri ve yaşamı yerinde tanımaları için kütüphane, belediye, itfaiye, kitap kafe vb şehir gezileri düzenlemek suretiyle eğitimi günlük yaşamın bir parçası haline getirme çabalarını takdir etmekle birlikte beni asıl etkileyen Türk dili üzerine yaptıkları çalışmalardır; yürütmekte oldukları ‘’Dilimizin Zenginlikleri’’ projesiyle çocukların dile hakim olmaları ve dili etkin bir şekilde kullanabilmeleri ve en önemlisi Türkçemizi en güzel şekilde konuşabilmeleri için gösterdikleri özel çaba ve istekleridir.
Dünyada tarafsız olarak varlığımızı sürdürebilmemiz neredeyse olanaksız görünüyor; illa ki şu veya bu şekilde bir tarafa yaslanmak veya onun üzerinden kendimizi tanımlamak zorunda bırakıldığımız bir zamanda bu insanların kendilerini bu hengamenin dışında tutarak tamamen işlerine odaklanmış olmaları; küçük kalplere, ayda ışıltı hissi uyandıracak şekilde hassas dokunuşlar yapmaları gelecekte kendi yaşamlarının anlamını bulmalarında onlara yol gösterecek ve ilham kaynağı olacaktır. Bizler de büyük bir zevkle bu ışıltıyı takip edeceğiz.
GÜNÜN SÖZÜ: İyi bir karakteri hak edenler hem ödül hem de teşvik olarak iyi bir karaktere sahip olduklarını bilmenin memnuniyetini yaşamalılar. (Earl of Philip Dormer Stanhope Chesterfield)











