Türkiye’nin Coğrafi İşaretler Zaferi: YÜciDER-Gİ Gastronomi dünyasının Oscar’ını kazandı

Türkiye’nin coğrafi işaretler alanındaki en köklü araştırma kuruluşu olan Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, yayın organı YÜciDER-Gİ ile “Son 30 Yılın En İyi Yayını” (Best of the Best) ödülünü kazandıklarını açıkladı.

Gastronomi dünyasının Oscar’ı kabul edilen “Gourmand World Cookbook Awards” kapsamında üç yıl üst üste ödüllendirilen YÜciDER-Gİ, son olarak Riyad’da düzenlenen törende “Son 30 Yılın En İyi Yayını” (Best of the Best) seçilerek dünya zirvesine yerleşti. YÜciTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, aldıkları ödüle dair özel açıklamalarda bulundu.

1997 yılında başlayan akademik yolculuğunu 2012 yılından bu yana bağımsız bir gönüllü ağı olarak sürdüren, 40 aktif üyesi ve 2000’e yakın gönüllüsü ile Türkiye’de coğrafi işaretlerin yönetişimi, denetimi ve akademik disipline kavuşması için çalışan, Türkiye’nin en köklü bağımsız araştırma ağı YÜciTA, bu ödülü lansman ile duyurdu. 12 Şubat 2026 tarihinde Antalya Valisi Hulusi Şahin ve Antalya protokolünün de katılımıyla Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde lansman düzenledi.

Coğrafi işaret tescili kırsal kalkınma ve memleket davasına dönüştü

Ödül hakkında özel değerlendirmelerde bulunan YÜciTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu bu başarının sadece bir yayıncılık başarısı olmadığını, Anadolu insanının emeğinin ve kimliğinin ürünleri olan eşsiz Türkiye Coğrafi İşaretleri ve Gastronomisinin dünyaya tescil ettirilmesi olduğunu belirtti. YÜciTA’nın, coğrafi işaretleri bir “bürokratik işlem” olmaktan çıkarıp bir ‘kırsal kalkınma ve memleket davası’ haline getirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tekelioğlu, “Coğrafi işaretler sadece birer etiket değildir. Onlar; kırsal kalkınmanın anahtarı, sürdürülebilir tarımın teminatı ve Türkiye’nin dünyadaki en büyük gücüdür. Anadolu’nun her köşesinden fışkıran bu zenginliği tescillemek; aslında bir halkın kimliğini ve tarihini geleceğe mühürlemektir” dedi.

Köylerden laboratuvarla uzanan hikaye

“Son 30 Yılın En İyi Yayını” ödülünü almanın, Avrupa Birliği ve Fransa (INAO) gibi uluslararası devleri geride bırakan bir başarı olduğunu anlatan Prof. Dr. Tekelioğlu, “Anadolu’nun kadim mirasının bilimsel bir zaferi olarak kayıtlara geçti. Anadolu’nun kadim mirasına sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha dünyaya ilan etmek için bir araya geldik. YÜciTA çatısı altında başlattığımız bu yolculuk, hiçbir zaman sadece akademik bir çalışma olmadı. Bizler; bu toprakların tadını, kokusunu, el emeğini ve alın terini korumaya yemin etmiş bir topluluğuz. Gece gündüz demeden, en ücra köylerden en büyük laboratuvarlara kadar uzanan bu özverili çalışmalarımızın temelinde tek bir motivasyon var: Bu toprakların değerlerini, bu toprakların çocuklarına hak ettikleri şekilde devretmek” diye konuştu.

Küresel bir marka haline geldi

Süreci aktaran Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, açıklamalarına şöyle devam etti: “Dergimiz, artık sadece yerel bir ses değil, küresel bir marka haline gelmiştir. Gururla ve büyük bir coşkuyla ifade etmeliyim ki; YÜciDER-Gİ, dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olan World Gourmand Awards’ta bizleri zirveye taşımıştır! Lizbon’da kazandığımız başarıyı, Riyad’dan aldığımız muazzam ödülle taçlandırdık. Bu uluslararası ödüller, sesimizin sadece bu salonda değil, dünyada yankılandığının; Türkiye’nin coğrafi işaretler konusundaki haklı otoritesinin tüm dünya tarafından tescillendiğinin kanıtıdır.  Bugün 5. sayımızın heyecanını yaşıyorsak, bu bir ‘inanmışlar ordusunun’ mucizesidir. Desteklerimiz olmasaydı Lizbon ve Riyad’da  Türk bayrağını dalgalandıramazdık.”

‘Şimdi İşkembe Çorbamızı koruma zamanı’

Yunanistan’ın Cacık, baklava, dolma, döner gibi bize ait olan bazı yöresel lezzetlerimizi sahiplenmeye çalıştığına tepki gösteren Prof. Dr. Tekelioğlu, komşunun şimdi de İşkembe Çorbası ile ilgili UNESCO başvurusu hakkında da önemli açıklamalarda bulundu. Yunanistan’ın İşkembe Çorbası hamlesine tepki gösteren Prof. Dr. Tekelioğlu, şöyle konuştu: “Türkiye’nin çorbalarda tescil edilmiş halen 52 coğrafi işareti bulunmakta ancak   bunların arasında  hiç işkembe çorbası yer almamaktadır.  Bu türde sadece ‘Antalya  Paça Çorbası’ vardır. Yunanistan’ın şu an itibarıyla Avrupa Birliği’nin “eAmbrosia” (Coğrafi İşaretler) sicilinde resmi olarak tescil edilmiş (PDO veya PGI) bir işkembe çorbası bulunmamaktadır. Ancak bu konuyla ilgili çok yeni ve önemli bir gelişme söz konusudur.”

Osmanlı’dan kalma ortak bir kültürel miras

Yunanistan’ın, geçtiğimiz günlerde işkembe çorbasını (Patsas) UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil etmek için resmi bir süreç başlattığını aktaran Prof. Dr. Tekelioğlu, “Yunanistan’da “Patsas” (Πατσάς) adıyla bilinen bu çorba Osmanlı döneminden gelen ortak bir mutfak mirası olduğu için bizim işkembe çorbasına çok benzemekte,     genellikle hem işkembe hem de paça (ayak) beraber kullanılmakta, Türkiye’deki gibi sarımsaklı sirke ile ve bazen de kırmızı biberli yağ ile servis edilmektedir. Sonuç olarak Yunanistan şu an AB tescilinden ziyade, bu çorbayı bir “kültürel miras” olarak dünya çapında tescil ettirmek için UNESCO üzerinden bir başvuru yapmış durumdadır” ifadelerine yer verdi.

“Ulusal Özvarlıklarımıza sahip çıkmalıyız”

Türkiye’nin bir an önce işkembe çorbasını başta olmak üzere, tescil edilmesi gereken tüm lezzetlerini koruma altına almak için hamlede bulunmasını kaydeden Prof. Dr. Tekelioğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’ye düşen Yunanistan’ın bu girişimleri sonucu vaveyla koparmak değil Ulusal Özvarlıklarımıza sahip çıkmaktır. Söz gelimi Yunanistan’ın bu girişimine karşı Türkiye Avrupa Birliği’ne  ‘İşkembe Çorbası’nın, ‘Geleneksel Ürün Adı’ koruması altına alınması ile ilgili acilen bir başvuru yapabilir. Unutmayın sahiplenmediğiniz her şeyinizi alırlar.”

Haber Merkezi