Şinasi Kara
Ekonomi ile Savaş arasında yakın ilişki vardır. Savaşlar ”ekonomik amaçla” yapılıyor.
İkinci Dünya Savaşından sonra yapılan savaşların odağında merkez bankaları bulunuyor. City of London Bankerlerinin egemenliğinde olmayan merkez bankalarına sahip ülkeler ile ABD Savaş yapmıştır. Yapıyor.
Merkez Bankalarını sırlayalım;
1. Vietnam,
2. Irak,
3. Libya,
4. Yemen,
5. Sudan,
6. Afganistan,
7. Ukrayna,
7. Rusya.
Sıradakiler;
1. Çin.
2. Venezüela.
Türkiye’ye gelince;
Türkiye, Rahmetli Süleyman Demirel döneminde, 1970 yılında 1211 sayılı yasa ile Merkez Bankası millileştirdi.
Merkez bankamızın yüzde 55,12 si Hazineye ait. Yüzden 23,25 lik kısmı Milli bankalara ait. Yüzde 19,12 si Yahudi vatandaşın. (Bu hisse emaneten duruyor gibi). 1211 sayılı yasa ile ”Hisse sahibinin Türk Vatandaşı olma” şartı konulmuş idi. Emanetçilik buradan kaynaklanıyor. Ayrıca, Demirbank’ın özelleştirilmesi nedeniyle, yüzde 2,51 yabancı kökenli bir bankaya geçti.
Rahmetli Süleyman Demirel ülke çıkarlarını koruyan bir siyasetçi idi. Merkez Bankasını millileştirdi. Bu büyük bir başarıdır. Ancak bedeli olmuştur. Rahmetli Demirel bir kaç kez ”Şapkasını” aldı-gitti ve geldi. Şapkayı ve Merkez Bankasını kaptırmadı.
Bankerler durmadılar. Nato üyesi olmamız nedeniyle fazla ileri gidemediler. Ama, 1971 ile 1980 yılları arasında kötü bir ekonomik dönem yaşattılar. Demirel’in deyimiyle ”Türkiye 25 sente muhtaç hale” getirildi.
1980 darbesi yapılınca, Rahmetli Demirel ZİNCİRBOZAN HAPİSHANESİNE götürüldü. Darbeciler Merkez Bankasını devredeceklerdi. Demirel ”Vatana ihanet suçu işleniyor” diye bağırınca, korktular.
Bankerler, 1994 de kriz yarattılar. En büyük krizi 2001 yılında yarattılar. Hedef merkez bankası idi. Kemal DERVİŞ adında elemanlarını gönderdiler. Bu ülkenin medyası iki yüzlüdür. Medya, Kemal Dervişi yere göğe sığdıramadı. Halbuki, Kemal Derviş’in geliş nedeni belliydi. Merkez Bankası.
Kemal Dervişi ekonomiden sorumlu bakan yaptılar. Ancak, Süleyman DEMİREL aşılamadı. Sonunda ”Özerk Merkez Bankası kavramı” geliştirdiler. Kulağa hoş geliyordu. Kabul edildi. Ancak, Türk Devlet aklı merkez bankasını elinde tutuyor.
Bu kez, özelleştirme yoluyla, piyasa yapıcı bankaları ele geçirmeye çalıştılar. Epey yol aldılar. Ancak, ortak aklı geçemediler.
Marmara Üniversitesi İngilizce Ekonomi Bölümünde Ekonomi ve Finans dersleri veriyordum. Sözüm geçiyoırdu. Bir makalemde ”Piyasa yapıcı bankalar elimizden giderse, ekonomik özgürlüğümüz kaybolur” diye yazı yazdım. Ses Ankara’dan geldi. Devlet bankalarının özelleştirilmesi durdu.
Bankerlerin gözü bizim merkez bankamızda. Türkiye’yi savaşa sokmak için çok uğraştılar. Başaramayınca Ukraynayı kullandılar. Çok dikkat etmemiz gerekiyor.
Kulağınıza küpe olsun;
Bir ülke ”Merkez Bankasını ya da Piyasa Yapıcı Bankalarını yabancıya kaptırır ise, o ülkenin ekonomik özgürlüğünden söz edilemez.














