HAFTANIN KONUĞU: ÖZLEM FELEK

Merhaba sevgili sanatseverler,

 Bu Kentte Sanat Var, Sanatçı Var köşemizin bu haftaki konuğu Manavgat’ın çiçeği burnunda genç yazarı Özlem FELEK oldu. Hocamız edebiyat dünyasına “Beni Sessizce Gömdüler” isimli romanıyla iddialı bir giriş yaptı. Özlem Hanım’ın yayınlanan kitabını okudum ve çok beğendim. Bu eseri özellikle Manavgat edebiyatı adına önemsiyorum. Zira kitapta beğendiğim cümleler ve edebi güzellikler oldukça fazla. Eğer okursanız altını çizeceğiniz çok cümle olacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Sosyal roman okurlarına gönül rahatlığıyla tavsiye edeceğim bir eser olmuş.

Şimdi sizleri hocamızla yaptığımız samimi söyleşiyle baş başa bırakıyorum. Efendi keyifli okumalar diliyorum.

Yılmaz Ali: Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Özlem Felek: 31 yaşındayım, aslen Antalya Manavgatlıyım ve Manavgat’ta yaşıyorum. Yazmak benim için yalnızca bir üretim biçimi değil; insanı, hayatı ve duyguları anlamaya çalıştığım uzun soluklu bir yolculuk. İlk romanım “Beni Sessizce Gömdüler” ile okurlarımın karşısına çıktım. Toplumun görmezden geldiği acıları, suskunlukları ve insan ruhunun derinliklerini anlatmayı seviyorum. İnanıyorum ki edebiyat, bazen tek bir cümleyle bile bir insanın hayatına dokunabilir. Ben de kalemimi tam olarak bunun için kullanıyorum.

Yılmaz Ali: Yazmaya ilk ne zaman başladınız? Sizi yazmaya iten duygu neydi?

Özlem Felek: Yazmaya olan ilgim çocukluk yıllarında başladı. Önce okudum, sonra hayal kurdum, en sonunda da yazmaya cesaret ettim. Beni yazmaya iten en güçlü duygu, gerçek yaşam öyküleridir. Yaşanmışlıklar, sessiz çığlıklar, bastırılmış duygular… Bazen tek bir bakış, bazen tek bir cümle bile zihnimde kocaman bir hikâyeye dönüşebiliyor. Yazmak benim için sadece anlatmak değil; anlamak ve hissettirmek demek.

Yılmaz Ali: Edebiyata adım attığınız kitabı okuma şansını yakaladım. Kitabın harika olduğunu tüm samimiyetimle söyleyebilirim. Geri dönüşleri merak ediyorum. Bu anlamda ne gibi yorumlar alıyorsunuz?

Özlem Felek: Kendimi henüz yolun başında görüyorum. Ne mutlu bana ki kitabımla ilgili çok iyi yorumlar alıyorum. Kitabım çok ilgi görüyor. Zaten kısa sürede 1.000 adetlik baskıyı tüketmiş bulunuyorum. Tabii olarak ben de çok mutlu oluyorum. Okurlardan gelen pozitif enerji beni ikinci kitabımı çıkarmaya doğru götürüyor. Bu arada eleştiriye de açığım, bunu buradan belirtmek istiyorum.

Yılmaz Ali: Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin, hangi ortamda kendinizi daha verimli buluyorsunuz?

Özlem Felek: Ben hikâyeyi masaya oturduğumda değil, hayatın içinde yazmaya başlıyorum. İnsanları izlerken, yürürken, bazen kalabalığın ortasında bile karakterler zihnimde yaşamaya başlıyor. Yazıya dökme aşaması ise çoğunlukla geceleri oluyor. Sessizlik bana karakterlerimin sesini daha iyi duyma fırsatı veriyor. Yazarken zaman kavramını tamamen unutuyorum.

Yılmaz Ali: Karakterlerinize kendi yaşamınızdan bir şeyler katıyor musunuz?

Özlem Felek: Her yazar aslında biraz kendini yazar. Karakterlerimin tamamı ben değilim ama onların korkularında, umutlarında ve kırgınlıklarında mutlaka kendimden ya da gözlemlediğim insanlardan izler vardır. Gerçek hayatın duygusunu kurgu ile buluşturmayı seviyorum. Çünkü okurun en çok bağ kurduğu şey, samimi duygulardır.

Yılmaz Ali: Kitap yazarken duygu yoğunluğu yaşıyor musunuz?

Özlem Felek: Fazlasıyla… Özellikle dramatik sahnelerde karakterlerimin hissettiklerini ben de yaşıyorum. Yazarken ağladığım, uzun süre aynı sayfada kaldığım zamanlar oluyor. Eğer ben o duyguyu hissedemezsem okurun da hissedemeyeceğine inanıyorum.

Yılmaz Ali: Çocukluğunuza dair en çok neyi özlüyorsunuz?

Özlem Felek: Dünyaya daha saf bakabilmeyi… Büyüdükçe bilgi artıyor ama bazen masumiyet eksiliyor. Çocukluğun en güzel yanı, insanlara güvenebilmek ve küçük mutluluklarla kocaman sevinçler yaşayabilmekti.

Yılmaz Ali: Etkilendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Özlem Felek: Okur kimliğimle gurur duyan bir yazarım. Benim kalemine saygı duyduğum yazar sayısı çok fazla. Ancak Rus edebiyatına özel bir ilgim var. Rus yazarlardan ise başta Dostoyevski ve Tolstoy hayranı olduğum söylenebilir. Türk yazarlar içinde de Orhan Kemal, Zülfü Livaneli, Yaşar Kemal ve Ayşe Kulin’i çok beğenirim.

Yılmaz Ali: Sizce herkes kitap yazabilir mi, yoksa yazmak yetenek gerektiren bir iş mi? Ya da daha fazlası mı gerekiyor?

Özlem Felek: Günümüz koşullarında herkes rahatlıkla kitap çıkarabilir. Ancak basılan her kitap edebi eser değeri kazanmaz. Öncelikle yazmak için belli bir birikim ve donanım gerekiyor. Kişi hangi alanda yazacaksa kendisini o konu hakkında geliştirmesi gerekiyor. Bence her önüne gelen kitap yazmamalı. Öte yandan kaldı ki ortaya edebi bir eser koymak için yetenek de önemli.

Yılmaz Ali: Hobileriniz nelerdir?

Özlem Felek: Kitap okumak, yeni şehirler keşfetmek, yürüyüş yapmak ve insanların hikâyelerini dinlemek… Belki de en büyük hobim insanı gözlemlemek. Çünkü her insan, henüz yazılmamış bir roman aslında.

Yılmaz Ali: Okurlarınızla aranızda nasıl bir bağ var?

Özlem Felek: Bir okurun bana “Kendimi kitabınızın bir karakterinde buldum.” demesi benim için en büyük ödül. Okurlarımla kurduğum bağın temelinde samimiyet var. Onlara kusursuz insanları değil, gerçek insanları anlatıyorum.

Yılmaz Ali: Yazarken zorlandığınız zamanlar oluyor mu, oluyorsa o dönemi aşmak için neler yapıyorsunuz?

Özlem Felek: Elbette oluyor. Böyle zamanlarda kendimi yazmaya zorlamıyorum. Daha çok okuyorum, doğayla vakit geçiriyorum ve hayatı gözlemliyorum. Çünkü bazen en iyi cümleler, yazmayı bıraktığınız anlarda zihninizde oluşuyor.

Yılmaz Ali: Bunu söylemekten haz almıyorum ama ülkemizde okuma oranları arzulanan seviyelerin çok altında. Bu konuda önerileriniz var mı ve  bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Özlem Felek: Ne yazık ki okuma kültürü istediğimiz seviyede değil. Hızlı tüketilen içeriklerin arasında kitaplara ayrılan zaman giderek azalıyor. Oysa kitap okumak sadece bilgi edinmek değildir; düşünmeyi, sorgulamayı ve empati kurmayı da öğretir. Daha çok okuyan bir toplumun her alanda daha güçlü olacağına inanıyorum.

Yılmaz Ali: Yeni yazarlara ve yazar adaylarına neler tavsiye edersiniz?

Özlem Felek: Öncelikle çok okusunlar. Yazdıklarını yayımlatmak için acele etmesinler. Kendilerini sürekli geliştirsinler ve eleştirilerden korkmasınlar. En önemlisi de başkalarına benzemeye çalışmadan kendi seslerini bulsunlar. Çünkü edebiyatta en değerli şey özgünlüktür.

Yılmaz Ali: Manavgat’ta sanat adına yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özlem FELEK: Manavgat’ın son yıllarda sanat ve edebiyat alanında önemli bir ivme kazandığını düşünüyorum. Kitap fuarları, söyleşiler ve kültürel etkinlikler hem yazarları hem de okurları bir araya getiriyor. Özellikle çocuklara ve gençlere yönelik yaratıcı yazarlık atölyeleri ile okuma kulüplerinin artırılması, geleceğin yazarlarını yetiştirmek adına çok kıymetli olacaktır.

Yılmaz Ali: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Özlem Felek: Edebiyat, insanın kendini ve başkalarını anlamasının en güzel yollarından biridir. Ben de her kitabımda okurun zihnine bir soru, kalbine ise bir duygu bırakmayı hedefliyorum. Bana bu söyleşiyle kendimi ifade etme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Dilerim kalemimiz hiç susmaz, kitaplarımız raflarda değil; insanların hayatlarında yaşamaya devam eder.