ÖZEL SEKTÖR DIŞ BORCU

Şinasi Kara

Gelişmiş ekonomilerde özel sektör borcuna önem verilmez. Bizim gibi ülkelerde ise özel sektör dış borcu önemseniyor. Özel sektör borcunu ödemek için döviz piyasasında ”talep yaratacak ve kurlar artacak” iddiası yapılıyor.

Özel sektör borçlanmasındaki ekonomik usulü bilmeyenler, kolay inanıyor. İşin geçek yüzünü açıklama ihtiyacı duydum. Zira, özel sektör dış borcu kamunun dış borcunu aştı ve giderek artıyor.

Türkiye’de yerleşik özel sektör, üç şekilde yurt dışından borçlanıyor.

1. İstanbul Sermayesinin Yabancı Bankalara Olan Borcu

İstanbul’da yerleşik bir sermaye grubu vardır. Atadan gelir ve ticaret yaparlar. İstanbul Sermayesinin İsviçre bankalarında parası vardır. Nedeni, 1942 yılında uygulanan servet vergisinden ve onu takip eden yıllarda uygulanan kontrollü kambiyo rejiminden kaynaklanıyor. Aradan 83 yıl geçse de uygulamanın verdiği güvensizlik unutulamıyor.

İş yaptıkları için paraya ihtiyaçları vardır. Hiç biri, İsviçre’deki parasını bozmak istemez. Parasını garanti verir. Yabancı bankadan kredi kullanır. Yabancı bankalar, garanti olmadan Türk Şirketine kredi vermezler. Türk şirketinin garantisi de sahibinin bankadaki parsıdır.

Yabancı bankadan borç alan kişi yada kişiler iki avantaj elde ediyor.

– Birincisi, sermaye garantisidir. Servet vergisinden sermayesini koruyor. Kontrollü kambiyo rejimine karşı sigorta görevi yapıyor.

-İkincisi vergi avantajıdır. Kullandığı krediye ödediği faizi vergi matrahından düşüyor ve az vergi ödüyor.

Bu konu 1980’lerde tartışıldı. Adnan Kahveci Maliye Bakanı idi. Ödenen Faizlerin vergi matrahından düşülmesine karşı çıkmış idi. Hatırlayanlar bilir. Yer yerinden oynadı. Eğer, ödenen faizler matrahdan düşülmeseydi, İstanbul sermayesinin bu şekilde vergiden içtinap etmesi önlenmiş olurdu.

İstanbul sermayesi, yurt dışındaki parasını kredi olarak kullanıyor. Özel sektörün dış borcu olarak kayıtlarda görünüyor.

2. Uluslararası Şirketlerin Dış Borcu

Uluslararası şirketler, Türkiye’de elde ettikleri karı fatura oyunları ile ana şirkete aktarıyor. Bunu engellemek mümkün değil. Kağıt üzerinde ihracat yapmış görünür. Hoşunuza da gider. Gerçekte burada yarattığı katma değeri aktarmaktadır. Ancak, enflasyon olduğu için TL cinsinden döner sermayesi tükenir.

Sermayesi azalan, uluslararası şirket, önce ana şirketten kredi kullanıyor. Krediler, özel sektör borcu içinde görünüyor.

Muhasebeciler bilir. Sermaye artışı olmadan muhasebeyi tutmak bir hayli zordur. Sermaye artışı yaparlar. Ana şirkete olan borçlarını sermayeye dönüştürürler. Kağıt üzerinde borç ödenmiştir. Ancak, bunu göremeyiz.

3. Yabancı Sermaye Piyasalarından Borçlanma

Türk özel sektörü, euro-bond satarak yabancı para cinsinde Avrupa Borsalarından borç para buluyor. Yüksek faiz verdiği için caziptir. En çok Türk Bankaları euro-bond satarak yabancı para ve sermaye piyasalarından borçlanıyor. Ben şahsen, Türkcell, Vakıf ve İş Bankası’nın yurt dışı borsalarda sattığı yabancı para cinsinden bonoları portföyüme dahil etmişimdir. Bu konuda çalışan onlarca Türk Banka Fonu da vardır.

Benim gibi, Türkiye’de yerleşik kişilerin satın aldığı Türk Şirketlerine ait yabancı para cinsinden bonolar, aslında yurt dışına borç değildir. Kağıt üzerinde borç olarak görünüyor.

Sonuç;

Özel sektörün yurt dışına borcunun çoğunluğu fiktifdir. Tartışmaya dahi değmez. Zira, dolaylı yollardan Türkiye’de kazanılmış paralar ile finanse ediliyor. Ancak, özel sektörün dış borcu olarak görülüyor.