Loading Manavgat'ın Sesi Gazetesi
Hüseyin Özcan

GÜÇLÜ EBEVEYNLERİN ZAYIF ÇOCUKLARI

huseyinozcan@manavgatinsesi.com

Kendinizi çok önemsiyor olabilirsiniz. Dünya sizin etrafınızda dönüyormuş gibi de hissedebilirsiniz. Bunda bir sakınca yok. Öyle ki, bencil bile olabilirsiniz ne düşündüğünüzün hiçbir önemi yok. Vazgeçilmez olduğunu düşünen çok insan var dünyada ve anlaşılan siz de onlardan birisiniz. Vazgeçilmezlik süresi biten gözden düşüyor sonra spot ışıkları başkasının suratında parlamaya başlıyor. Seni öncesinde zirveye çıkaranlar sonra kafa üstü aşağı bırakıyor. Buna en iyi örnek şu ‘O Ses Türkiye’ programı. On sekiz, yirmi yaşlarında gençlerin eline mikrofonu verip sonra çok büyük bir iş başarmış gibi alkışlatılıyor. Bu arada sözüm ona jüri üyeleri kendi takımına almak için kendi aralarında yarışıyorlar. Onların yalvarmalarına bakınca olağanüstü bir yetenek keşfedildi sanıyorsun. Bu program uzun yıllardır yapılıyor. Bir sürü finalistler geldi geçti, sözde büyük yetenekler keşfedildi; nerde bunlar?Hangi şarkıyı besteledi,hangi plağı çıkardı?Nerede çalıyor ve kimler dinliyor gören duyan var mı?Aslında bu çocuklar saf ve tecrübesiz;kullanıldıklarının farkında bile değiller.Onların üzerinden reyting yapan kanal kasayı dolduruyor.Jüridekiler kendi reklamını yapıyor ve bu arada hatırı sayılır bir kazanç elde ediyor bizim çocuklar ise teselli edilerek uğurlanıyor.Toplum olarak şu duygusallıktan kurtulmamız lazım.Günübirlik övgülere kanmayalım artık. Aslında bu dünyada bir müşteriden daha fazlası değiliz.Kimse kimsenin umurunda falan değil.Kimse kimsenin kara kaşına kara gözüne hayran değil.Para kazandırıyorsan önüne masa altına araba veriliyor kazandıramazsan kapının önüne konuluyorsun.Yük eşeği gibi taşı taşı bir yerde tökezle sokağa bırakılıyorsun.Yeni neslin en zayıf noktası duygusallığı.Çocuklarımızı fazla pohpohlamayalım.Çok kucaklamayalım.Düşünce kendisi kalksın ayağa biraz çaba göstersin.Yeni nesilde direnç yok,mücadele gücü yok,hırs yok..Çocuklarda olmaması gerekenler fazlasıyla var olması gerekenler yok.Hareket az kilo çok; ya içine kapanık ya da çok şımarıklar.İstemekten ar etmiyorlar; her şey ayaklarına gelecek, yorulmayacak çaba sarf etmeyecekler.Hep arkalarını toplayacak birileri olacak.Şimdiki gençliğin eline bir avuç para versen birçoğu  onunla ne yapacağını bile bilmez.En fazla yapacağı gidip en pahalısından bir cep telefonu almak olur.Anlayacağınız sorun parayla çözülemeyecek kadar  büyük.Ailelere sorsan kendilerinde hiç suç yok; ‘’Ne istediyse aldık,özel öğretmen tuttuk,okula servisle gönderdik,cep telefonu dedi en pahalısından aldık’’ vs. aslında sorun da bu, çocuğun her istediğini almayacaksın.Beklemeyi öğrenecek, hak etmenin ne demek olduğunu anlayacak oysa sen ona kundaktaki bebek muamelesi yapmışsın o da bebek olarak kalmayı tercih etmiş.Askerlik çağına gelmiş bir oğlan çocuğu anasından harçlık mı alır?Maalesef askerden gelen bile alıyor günümüzde.Dedim ya istemeye alışmış,yüzü kızarmaz olmuş reddedilmeyi yaşamamış.Hadi aile terbiye edemedi  öğretmeni terbiye etsin desem o da mümkün değil.Öğretmen sesini yükseltse müfettişler soruşturmalar görevden uzaklaştırmalar ve daha neler geliyor öğretmenin başına.Okul bahçesinde çocuğun babasından yiyeceği dayak ayrı.Şimdiki anne babalara soruyorum siz çocukken hiç azar yemediniz mi öğretmeninizden veya anneniz  terlikle vurmadı mı?Bir şey mi oldu,bunalıma mı girdiniz, bir şeyiniz mi eksildi veya annenizi sevmez mi oldunuz.Şimdiki çocuklara gerçekten üzülüyorum.Sözde yasalarla korunuyorlar bilmiyorlar ki, kendilerine en büyük kötülük yapılıyor.Atalar demiş ki ‘’ağaç yaş iken eğilir’’ biz ise odunu bükmeye çalışıyoruz.

Kimse şikayet etmesin çocuğundan. Suçlu aramasın orada burada. Çocuğunda görmek istemediğin tüm davranışlar aslında senin ona bıraktığın mirastır. Merhametin onu zayıflatmış,imtiyazların onu şımartmış ve cömertliğin onu savurgan biri yapmış.Her şeyi vakitsiz ve hesapsız yapmışsın ve şimdi şikayet ediyorsun.

Bir insana yardım etmek onun sorumluluklarını üstlenmek anlamına gelmemeli. Koluna girerek yürümesine yardımcı olabilirsiniz fakat onu taşımaya kalkmamalısınız. Şimdi ismini hatırlayamadığım ünlü bir boksör biyografisinde şöyle bir şey anlatıyor: ‘’İşsizdim; eşim evi terk etmişti. Çok kötü bir durumdaydım ve ne yapacağımı bilmiyordum.Misisipi’de yaşayan babamı arayıp yanına yerleşmek istediğimi söyledim.Bana deki: ’Oğlum! eğer şimdi sana yardım edersem hayatımın sonuna kadar yardım etmek zorunda kalırım. Bir erkek gibi kendi ayaklarının üzerinde dur!’ Sonra bir fabrikada iş buldum. İşe gidip gelirken boş zamanlarımda spor salonuna takılıyordum. Benim güçlü ve atletik yapımı fark eden bir antrenör boks yapmamı teklif etti. Boksa başladım ve bir süre sonra Muhammed Ali ile karşılaştım. Maçı kaybettim fakat hayatım değişti. Çok para kazandım ve tanınan biri oldum.Bu yüzden Muhammed Ali’ye çok şey borçluyum.’’

Herkesin kendine ders çıkarabileceği güzel bir hayat hikayesi bu. Duygusallığa yer yok bu hayatta ve kimsenin yeri garanti değil. Kabus gibi bir hayattan masalsı bir hayata uzanabilirsin. Bu kendiliğinden olmaz. Çalışmak zorundasın. Bakıyorum çalışma işini ebeveynler yaparken gençler güzel bir hayatın hayalini kuruyor. Sonunda gözyaşı olan bir mutluluk ancak acıları derinleştirebilir. Pişmanlıkları büyütür ve büyük bir drama dönüşür. Bir hayatın iyi olabilmesi için iyi bitmesi gerekir. Yeşilçam filmlerinde izlediğimiz oyuncuların birçoğunun sefalete düşüp parklarda açlıktan öldüklerine şahit olduk. Onlarla resim çektirebilmek için yarışan insanlar terk ettiler onları ve her şey bir yalan oldu.

Sizin yanınızda çocuğunuz çok değerli olabilir. Her şeyin en iyisini hak ettiğini düşünebilirsiniz fakat toplumda karşılığı yoksa bunlar bir temenniden öteye gidemez. Toplum aynı anda yücelmeyi ve aşağılanmayı, ödülü ve cezayı, adaleti ve haksızlığı, sefaleti ve zenginliği bir arada yaşıyor. Oysa siz çocuğunuzun sürekli yüceltilmesini, ödüllendirilmesini ve hakkını eksiksiz almasını istiyorsunuz.Bu olmaz!Yaşadığımız toplumun gerçekleri bu değil.Bunu kabullenmek zorundasınız.Buna direnip bütün her şeyi çocuğunuza siz vermeye kalkarsanız yaşadığı topluma uyum sağlayamaz.Sizin ona verdiğiniz değer; övgüler ve yüceltmeler onu zayıflatır.Bırakın yaşadığı toplumun gerçeklerini bilsin.Hayatın sıkıntılarını yaşasın ve çektiği acılar onu mükemmelleştirsin.

GÜNÜN SÖZÜ: Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz,ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder..

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

HAYAT RAPORU

2019-11-06 06:18:39

ÖLÜ TAKLİDİ YAPIN

2019-10-19 06:57:49

NEFRETİN GEMİSİ

2019-10-08 07:02:50

ORTAM BİR TUHAF OLDU

2019-09-26 07:29:32

GÜZEL ŞEYLER İLGİ İSTEMEZ

2019-08-26 06:32:22

HEP SONRADAN SONRADAN

2019-05-31 07:32:09

Paspasın Altındaki Anahtar

2019-05-21 06:42:39

KUYUYA TAŞ ATAN ÇOCUKLAR

2019-02-01 07:24:26

ANLATACAK NEYİNİZ VAR

2019-01-15 07:09:36

GÜL MÜ KAKTÜS MÜ

2018-12-04 05:42:28

YİNE YENİDEN KALDIĞI YERDEN..

2018-09-29 02:43:33

KADINLAR VE AYAKKABI

2018-09-08 03:05:07

DÜNYADA CENNET HAYATI

2018-09-04 03:25:00


+19
°
C
H: +22°
L: +18°
Manavgat
Çarşamba, 24 Ekim
7 Günlük Hava Tahmini
Sa Pe Cu Ct Pz Pt
+20° +20° +20° +18° +21° +22°
+19° +17° +16° + + +10°

GÜNCEL HABERLER