Hüseyin Özcan

ORTAPEDİK DÖŞEK

huseyinozcan@manavgatinsesi.com

Yumurtadan yeni çıkmış bir kuş yavrusu gibiyiz;kendi başımıza,bir şeye tutunmadan,destek almadan hiçbir şey yapamıyoruz.Öyle ki,yazı yazarken bile hazır kelimelerin üzerine dokunarak kuruyoruz cümleleri.Tatile giderken,kahve içerken veya en basit işlerde bile yanımıza birilerini alıyoruz.Tek başımıza nerdeyse hiçiz.Kalabalıklardan sıkıldığımızı anlarda bile kalabalıklara kaçıyoruz.Sanıyorum hayatımızdaki belirsizlikler bizi korkutuyor.İşten atılma korkusu,borcunu ödeyememe korkusu,yaya kalma korkusu veya aşağılanma korkusu.Sessizlikten beslenen karamsarlığımızı ancak  kalabalığın çıkardığı gürültüyle dağıtabiliyoruz.

Bütün bu endişelere rağmen ihtiyaçlarda bir azalma yok.Modern dünyanın talepleri çok fazla.Haliyle ödenecek onca fatura varken başını yastığa koyup uyumak o kadar  kolay değil.İşin bir garantisi olmasa da faturalar gelmeye devam edecek.Hangisinden vazgeçebiliriz ki, elektrik olmadan karanlıkta kalırız. Suyumuzu keserlerse halimiz ne olur.Cep telefonu ekmek su gibi ihtiyaç oldu.Ev internetini iptal etmenin imkanı yok çocukların dersleri var.Sigortası,kaskosu,bandrolü var diye arabanı da satamazsın.Sonra bütün bunların yokluğuna alışsan bile insanların kınamalarına nasıl alışacaksın.Mesela gelen misafir internet şifreni sorduğunda yok diyebilir misin?

Aslında bütün bu konfordan vazgeçilebilir ama o tepeden bakma heveslisi insanların olduğunu bilmek bunun önündeki en büyük engel.Hele onda olup da sizde olmayan bir şeyi yakaladılar mı bittin demektir.Lafı döndürüp dolaştırıp oraya getirirler.Onlar konuşur siz dinlersiniz.Öyle hevesli konuşur ki, kahkahaları yan komşudan duyulur.

Biraz abartıyor olsam da toplumun içinde bulunduğu psikoloji bu.Yok demenin zorluğuyla başa çıkamadığımız için her şeyi var etme peşinde kendimizi yok ediyoruz.Hayatı yaşamak yerine içine ediyoruz.

Avrupa’da bunun farkına varan bir takım insanlar uzun çalışma saatlerinden bıkıp şartların onları bir çeşit gönüllü köle yaptığı sonucuna vararak tası tarağı toplayıp eski hayatlarını ve alışkanlıklarını geride bırakarak dünyanın ıssız ve ücra köşelerinde kendilerine yeni  yaşamlar kurmuşlar.‘’Ben Fogel ile vahşilerin yaşamı’’  adındaki program bize bu insanların hayatlarına yakından bakma fırsatı sunuyor.

Bu insanların bazıları büyük şirketlerde ceo’luk yaparken bazılarının ise yüzlerce işçi çalıştırdıkları işletmeleri varmış.Eski resimleriyle delillendirdikleri gösterişli hayatlarını bir anda arkalarında bırakıp ilkel sayılabilecek bir hayata geçmeleri hiç mantıklı gelmiyor.Yüzlerindeki ifadeye bakılınca doğaya karşı verdikleri onca zorlu mücadeleye rağmen yeni yaşamlarından şikayetçi olmadıkları anlaşılıyor.Üzerlerinde çok renkli kıyafetler olmasa da yüzlerinde hep bir mutluluk ifadesi var.Yaşamlarında bir takım zorluklar olduğunu gizlemiyorlar;mesela odun toplamak,su taşımak,avlanmak vs ama asla şikayetçi değiller.Israrla şunu söylüyorlar, ‘’sabah erkenden kalkmak zorunda değiliz.İşe gitmek için servis beklemek zorunda da değiliz.Kravat takmamız da gerekmiyor.Ne zaman yemek yiyeceğimize ve ne zaman uyuyacağımıza kendimiz karar veriyoruz ve en önemlisi ödememiz gereken herhangi bir fatura yok’’

İnsan tamah ettiği şeyin kölesidir,ümidini kestiği şeyden ise hür.İsteklerimiz arttıkça  üzerimizdeki baskı artıyor.Bu tavanınızda yanan spot ışıklarının sayısı arttıkça yükselen fatura gibi.Bu daha fazla çalışmak ve daha fazla yorulmak anlamına geleceğinden işe sayıları azaltarak başlamak yerinde olacaktır.Gösterişin maliyetinden kurtulabilirsek arkamıza yaslanıp biraz dinlenebiliriz.Bu sayede koşup koşuşturmanın getirdiği kaos ortamı da bitecektir.

Hayatınızın değerini siz belirleyin,başkalarının peşinde koştuğu şeyler onlar için iyi olabilir ama siz kendi yolunuzu seçin.Medeniyetten uzaklaşıp ilkel bir hayta kaçmak bir seçenek olsa da bunu gösterişten uzaklaşarak şehirde de başarabilirsiniz.Aylarca taksitini ödemek zorunda kalacağınız ortopedik yatakta bulamadığınız rahatı borcu olmayan basit bir yer döşeğinde bulabilirsiniz.

GÜNÜN SÖZÜ: Alçak gönüllü,gösterişsiz ve iddiasız bir mutluluk,mutluluğun en iyi biçimidir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İKİ KİŞİLİK YALNIZLIK

2021-04-26 07:20:16

ORTAPEDİK DÖŞEK

2021-03-24 07:17:42

RUHUN DİYETİ

2021-03-15 07:30:04

ŞÜPHEME GÜVENEBİLİR MİYİM

2021-02-23 05:46:08

KEYİFSİZ GÜNLER

2020-12-02 02:03:22

İstikrar

2020-11-18 05:47:14

CEHALET Mİ KİBİR Mİ?

2020-11-09 02:20:22

MODERN FALCILIK

2020-09-03 04:49:33

GARİPLİKLER ÜLKESİ

2020-08-20 03:21:00

AŞK MI KURBAĞA MI

2020-08-15 05:41:39

NEREDEN BAKSAN İYİ NİYET

2020-06-24 05:26:59

YAŞAMA  TUTUNMAK

2020-06-10 09:21:57

VEFAYA NE OLDU

2019-12-30 01:24:37

KENDİNİZLE TANIŞIN

2019-12-23 06:28:19

KÖTÜNÜN EN KÖTÜSÜ

2019-11-19 05:38:27

HAYAT RAPORU

2019-11-06 06:18:39


+19
°
C
H: +22°
L: +18°
Manavgat
Çarşamba, 24 Ekim
7 Günlük Hava Tahmini
Sa Pe Cu Ct Pz Pt
+20° +20° +20° +18° +21° +22°
+19° +17° +16° + + +10°

GÜNCEL HABERLER