HAFTANIN KONUĞU: Nigar Settar-Zade

Köşemizin bu haftaki konuğu Azerbaycanlı yazar Nigar Settar-Zade oldu. Hocamızla bir proje sayesinde tanışmıştık. Azerbaycanlı olmasına rağmen Türkçe’ye hâkim olan hocamız iyi bir editördür aynı zamanda. Azerbaycan’ının önemli yazarlarından olan Nazım Settar-Zade’nin kızı olan hocamız, babasının izinden giden iyi bir yazardır. Sorularımıza samimiyetle yanıt veren hocamıza teşekkür ediyor, sizlere de keyifli okumalar diliyorum.

Yılmaz Ali: Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Nigar Settar-Zade: Merhaba. Ben Nigar Settar-zade. Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de doğup büyüdüm. Halende Bakü’de yaşıyorum. 34 yaşındayım. Hem Türkçe hem de Azerbaycan Türkçesinde yazdığım romanlarım farklı zamanlarda Türkiye’de ve Azerbaycan’da yayınlandı. Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin üyesiyim. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı tarafından burs alıyorum. Farklı yıllarda, yazarlık üzerine ödüller ve sertifikalar aldım.

Yılmaz Ali: Yazmaya ilk ne zaman başladınız? Sizi yazmaya iten duygu neydi?

Nigar Settar-Zade: Yazmaya sekiz yaşında okul senaryoları ile başladım. Yazdığım senaryolar okul etkinliklerinde kullanıldı. Yazmayı kalem tutmayı öğrendiğimden beri çok seviyorum. Kendimi yazarak daha iyi ifade ettiğimi fark ettikten sonra kalemle dostluğumuz daha da pekişti. Devamında okul bitinceye kadar şiir, hikâye, deneme türlerinde türlü-türlü etkinliklerde yarışmalarda birincilik aldım.

Yılmaz Ali: Kaç kitabınız var? İsimleri nelerdir?

Nigar Settar-Zade: Kaderimin armağanı, Bir ömrün masalı 1 ve 2, Azerbaycan Türkçesinde “Akıtılmış kanın izi ile” isimli toplam dört kitabım yayınlandı..

Yılmaz Ali: Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin, hangi ortamda kendinizi daha verimli buluyorsunuz?

Nigar Settar-Zade: Eskiden mekân ve zaman fark etmeksizin istediğim her yerde yazmaya odaklanabiliyordum. Son dönemlerde daha çok sessiz ortamlarda, iç sesimi duyacağım mekanlarda yazmayı tercih ediyorum. Özellikle sabahın erken saatleri, aksi halde gece yarısından sabaha kadar yazdığım zamanlar oluyor.

Yılmaz Ali: Kitaplarınızı yazarken gerçek yaşam öykülerinden etkileniyor musunuz?

Nigar Settar-Zade:Evet, kesinlikle. Her kitabımda mutlaka gerçek karakterlere rastlayabilirsiniz. Genel olarak duyduğum, bazen birinci ağızdan öyküsünü dinlediğim konulara romanlarımda yer veriyorum. Azerbaycan Türkçesinde yazdığım romanımda tüm karakterler gerçektir. Orada konu Azerbaycan’ın kanlı 20 Ocak olayları ve şehit ailelerinin zorluklarla dolu olan yaşam öyküsü olduğundan yazım aşamasında şehit aileleri ile görüşmeler yaptım.Onların en çok rahatsız olduğu ve elbette dikkat çeken hikâyelerini dinleyip notlar alarak romanı yazmaya başladım.

Yılmaz Ali: Kitaplarınızı yazarken duygu yoğunluğu yaşıyor musunuz?

Nigar Settar-Zade: Gerçek yaşam öykülerine dayandığında etkileniyorum. Bana göre yazdığım karakter eğer bana duygu geçirmezse okura da geçirmeyecektir.

Yılmaz Ali: Çocukluğunuza dair en çok neyi özlüyorsunuz?

Nigar Settar-Zade: En çok özlediğim geniş aile sofraları, tatlı sohbetler, insanların birbirine olan saygılı yaklaşımıdır. Ne yazık ki günümüzde “Aile” kavramı anlamını yitirmeye, zayıflamaya başladı. Özlediğim şeylerden biri de çocukların kıkırtıları. Biz 90-lar çocukları olarak hep yaşıtlarımızla oyunlara dalar hem eğlenir hem de öğrenirdik. Bazen düşüp dizimizi kanatsak da iki dakika sonra unutur yine kahkaha atmaya devam ederdik. Şimdi gözlemlediğim çocukların yüzlerinde geniş bir gülümseme, kaygısızlık göremediğim için üzülüyorum. Biz en ufak şeyden mutlu olmayı bilen çocuklardık. Yine ufak şeylerle mutlu olmak özlem duyduğum şeylerden biri.

Yılmaz Ali: Etkilendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Nigar Settar-Zade: Tesiri altında kaldığım yazarlar yok. Her yazarın kendine has bir tarzı olduğunu düşünüyorum. Reşat Nuri Güntekin, Sabahattin Ali kalemlerini kendime biraz daha yakın buluyorum.

Yılmaz Ali: Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yoksa yazmak yetenek gerektiren bir iş midir?

Nigar Settar-Zade: Mutlaka yeteneğin olması gerekiyor. Kuyuya su dökmekle kuyu dolmaz, derler. Uzun zamandır genç yazarlarla çalışıyorum. Büyük bir kısmının yazarlık hayatında katkılarım olmuştur. Bu yüzden yetenekle eğitimin harmonisiyle ortaya harika eserlerin çıktığına inanıyorum. Çok başarılı ama dar alanda yazılmış kitaplara denk geliyorum. Yazarın daha iyisini yapmaya potansiyeli olduğunu fark ediyorum. Bazen o yazarın elini tutup istikamet verinceyeni eserinde çok daha başarılı olduğunu da görmek mümkün.

Yılmaz Ali:  Hobileriniz nelerdir?

Nigar Settar-Zade: Yazmak, okumak dışında müzik dinlemeyi, piyano çalmayı ve resim yapmayı çok seviyorum. Yeteneklerim sorgulanabilir ama sadece mandala boyamak bile o anlık huzuru yakalamaya yardımcı oluyor. Piyanonun siyah-beyaz tuşlarının başarılı parmakların dokunuşuyla sanki insanla konuşmasını dinlemeyi çok seviyorum.

Yılmaz Ali: Yazım hayatınızdaki hedefiniz nedir?

Nigar Settar-Zade: Şu ana kadar bazen beklemediğim halde bile çok başarılar elde ettim. Elbette bunlar bir tesadüf değil. Ben çok çalışmanın eninde-sonunda bir başarı getireceğine inanıyorum. Sancılı bir süreç olsa da bir gün tüm dünyada iz bırakmış, sesi duyulan, ismi anılan başarılı bir yazar olmayı hedefliyorum. Tabii ölmeden önce 😊Bu yüzden çalışmalarımı sadece Türkçe ve Azerbaycan Türkçesinde değil, yabancı dillerde de devam ettiriyorum.

Yılmaz Ali: Yazarken zorlandığınız dönemler oluyor mu? Oluyorsa o dönemi aşmak için neler yapıyorsunuz?

Nigar Settar-Zade: Oluyor kesinlikle. Duruma göre değişiyor. Genelde yazamama durumu zihni yorgunluğumdan kaynaklandığından, bir süre kendime dinlenmek için müsaade ediyorum. Fakat bu süreyi uzun tutmamaya dikkat ediyorum. Daha çok okuyorum. Yazdığım kitabı, aldığım notları yeniden okuyarak gözlem yapıyorum. Problemin ne olduğunu anladığım zaman zaten yollar yeniden açılıyor.

Yılmaz Ali: Türkiye’deki okuma oranları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nigar Settar-Zade: Ne yazık ki ister Türkiye’de ister Azerbaycan’da okuma oranı düşük. Türkiye’de tam olarak durum nasıl tespit etmek uzaktan daha zor ama gözlemlediğim kadarıyla kitapların fiyatı okurların en çok şikâyet ettiği ortak bir konu. Okuma oranını etkileyen bir diğer konu da bana göre uzun çalışma saatleri, kısa tatiller okumaya olan ilgiyi azaltıyor. Bir de öğrenci kesimi var ki onlar da ders yüklerinin çokluğundan dolayı rahat okuyamadıklarını savunuyor. Kısacası bana göre iki ülkede de sorunlar da okuma oranları da aynı.

Yılmaz Ali: Yeni yazarlara ve yazar adaylarına neler tavsiye edersiniz?

Nigar Settar-Zade: Yeni yazarlara ilk tavsiyem elbette okumak, bilgilenmek.Çok değerli redaktörümün söylediği gibi, en iyi bildiğini yazmak.İkinci çok önemli konu yazdıkları hikayeleri okutacakları kişileri iyi seçmeleri. Taktir edersiniz ki bilir kişiyle bu konudan uzak birinin yapacağı geri dönüşler farklı oluyor. Mesela birisi size “Sen yazamıyorsun! Asla bu işe kalkışma. Bu da kitap mı? Ben alasını yazarım” diyorsa bu sizin kötü yazdığınız, beceriksiz olduğunuz anlamına gelmiyor. Ne yazık ki bazen çevremiz kendi başarısızlıklarını başarılarımıza gölge düşürerek saklamaya çalışıyor. Eğer yazmak içinizde bir tutkuysa devam edin, kendinizi geliştirmek için sağlıklı adımlar atın. Her kes yazar oldu ben de olayım diye değil. Dilerim, yolları açık olsun.

Yılmaz Ali: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Nigar Settar-Zade: Bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyorum, kıymetli Yılmaz Ali Bey. Sizinle edebiyat, sanat üzerine konuşmak çok keyifliydi. Başarılarınız daim olsun. Sevgilerimle… Nigar Settar-zade 

Saygılarımla

Yılmaz Ali