Merhaba sevgili sanatseverler, Bu Kentte Sanat Var, Sanatçı Var köşemizin bu haftaki konuğu Nejla TAŞKIN oldu.
Yılmaz Ali: Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Nejla TAŞKIN: Merhabalar. Aslen Adıyamanlıyım. Adıyaman merkeze bağlı küçük bir köyde 4 çocuklu bir ailenin 2. Çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Büyüklerimin dediğine göre küçükken sesiz, içine kapanık biraz da inatçı bir çocukmuşum. Kitap okumayı, ilkokuldaki sınıf kitaplığımızda bulunan kitapların verdiği zevki tattığım günden beri hep çok sevdim. İlkokulu köyde okudum. Ortasında bir soba bulunan ve bütün sınıfların aynı odada aynı öğretmenden aynı anda bir şeyler öğrenemeye çalıştığı eski ve küçük bir okuldu ama bana okumayı sevdirmeye yetmişti. İlkokulum kapanınca ortaokulu taşımalı okudum liseyi yurdu olduğu için bir meslek lisesinde yatılı okudum. Burada eğitim hayatımın en güzel ve en zor zamanlarını geçirmekle beraber bu zamana dek sürecek samimi dostluklar da edindim. Akdeniz üniversitesinde tıbbi görüntüleme bölümü okudum burada da güzel dostluklar edindim. Mezun olduktan sonra kısa bir süre özelde çalıştım özelin bana göre olmadığına karar verip her üniversite mezunu gibi zorlu bir kpss süreci geçirdikten sonra mesleğimi icra etmek üzere Manavgat’a atandım. Buradaki ilk senemde MANSAD derneği ve kıymetli üyeleriyle tanıştım ve ilk şiir kitabımı yayınladım. 1,5 senedir ailemle burada yaşıyor ve Manavgat’ın güzelliklerini, kültürünü tanımaya çalışıyorum

Yılmaz Ali: Yazmaya ilk ne zaman başladınız? Sizi yazmaya iten duygu neydi?
Nejla TAŞKIN: İlk yazmaya ortaokul 5-6. Sınıfta başladım diyebilirim okuduğum kitaplarda beğendiğim sözler ya da anlamını öğrendiğim yeni kelimeler olurdu bunları günlük konuşmalarımın içinde kullanmayı, onlarla cümle kurmayı severdim. Her öğrendiğimi not etmeye, onlarla bir şeyler yazmaya başladım. Not ettiğim birkaç kelime zamanla satırlara sonra sayfalara taştı. Beni yazmaya iten duygudan çok “ifade etme isteği” demek isterim kendimi tanıtırken küçükken içine kapanık bir çocuk olduğumdan bahsetmiştim. Birinin ya da kendimin hissettiği duyguları ya da düşündüğü şeyi daha güzel ve ahenkli bir şekilde birilerine anlatma ifade etme hissiydi beni yazmaya iten.
Yılmaz Ali: Kaç kitabınız var? İsimleri nelerdir?
Nejla TAŞKIN: Şu anlık basılan 1 kitabım var “dem” yani nefes. İlk kitabım olmasının verdiği heyecan ve biraz da sabırsızlığım sebebiyle okurların da gözünden kaçmayan editörlük kısmında bazı eksiklerim olmuş. Bu konu hakkında bana geri dönüş yapan dikkatli okurlarıma da teşekkür etmek isterim. Aynı zamanda bu vesileyle okurlarımla da birebir şiirlerim hakkında sohbet edebilme fırsatı yakaladım. Harika geri dönüşler aldım. Kendi şiirlerime çok başka bakış açılarıyla bakma imkânı buldum. Böylesine kaliteli bir okur kitlesine ulaşmış olmak beni çok mutlu etti ikinci eserimde kıymetli okurlarımla tekrar beraber olmak için sabırsızlanıyorum
Yılmaz Ali: Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin, hangi ortamda kendinizi daha verimli buluyorsunuz?
Nejla TAŞKIN: Bu bir ritüel sayılır mı bilmem ama yazmaya başlamadan önce bulunacağım ortamın düzenli ve temiz oluğundan emin olurum. Beni rahatsız edecek, dikkatimi dağıtacak her şeyi çalışma ortamımdan uzaklaştırırım. Kullanacağım malzemeleri kâğıt, kalem, ajanda, bilgisayar ya da her ne ise hepsini yanımda hazır bulundururum. Sessizlik benim için yazarken çok önemlidir bu yüzden sabahın erken saatleri ya da gecenin biraz daha geç saatleri çalışırken en verimli olduğum anlardır
Yılmaz Ali: Kitaplarınızı yazarken gerçek yaşam öykülerinden etkileniyor musunuz?
Nejla TAŞKIN: Yazarken %90 gerçek yaşam hikayelerinden etkileniyor, esinleniyorum. Bence bir sanatçı bu bir ressam müzisyen ya da şair olsun gerçek yaşamın aynasıdır. Ama bu ayna bir yerlerinde kırık bir aynadır. Yüreği nereden kırılmışsa orda kendinden bir şeyler ekler ve kendi bakış açısıyla bunu topluma yansıtır.
Yılmaz Ali: Kitaplarınız yazarken duygu yoğunluğu yaşıyor musunuz?
Nejla TAŞKIN: Evet yazarken duygu yoğunluğu yaşarım. Bence duygular şiiri ve sanatı besler. Ben de bir yazar olarak “duygu” denen coşkulu ırmağın kenarında payıma düşeni ceplerime doldururken ister istemez paçalarımdan ıslanıyorum
Yılmaz Ali: Çocukluğunuza dair en çok neyi özlüyorsunuz?
Nejla TAŞKIN: Çocukluğuma dair en çok özlediğim şey bazı “anlar”. Mesela serin bir yaz sabahı gün aydınlanırken gün doğumunu izlediğim o huzurlu anı ya da soğuk bir kış günü sıcacık sobanın dibinde pencereden günbatımının bulutlarda bıraktığı kızıllığı izlediğim zamanı, sobanın üstüne konan portakal kabuklarının kokusunu. Sararan yapraklarla oynamayı, kartopu yapmayı. Kuş seslerini… Bazı anların tadını çıkarabilmeyi, bu anlara zaman ayırabilmeyi çok özlüyorum mesela
Yılmaz Ali: Etkilendiğiniz yazarlar kimlerdir?
Nejla TAŞKIN: Beni etkileyen ve bir yerde gerçekten şiir yazmama vesile olan ilk şair “Beklenen” şiiriyle Necip Fazıl Kısakürek’tir. Hatta şiiri o kadar beğenmiş ve etkilenmiştim ki gördüğüm ilk anda hemen ezberlemiştim. Onun haricinde şiir konusunda çiçeklerden bal toplayan arı gibiyim her şairden biraz okumuş biraz etkilenmişimdir. Yazar olarak Türk ve dünya tarihinden birçok yazarın kitabını okudum ve anlatımımda bu yazarların izlerini taşıdığımı düşünüyorum. Birkaçını sayacak olursam Halide Edip, Livaneli, Yaşar Kemal, A. Conan Doyle. Dostoyevski. F Kafka, George Orwell, John Werdon, Cane Jasey vs.
Yılmaz Ali: Sizce herkes kitap yazabilir mi yoksa yazmak yetenek gerektiren bir iş mi
Nejla TAŞKIN: Çağımızın sağladığı imkanlar doğrultusunda teknik olarak evet, herkes kitap yazabilir ama yazılan her kitap okunur mu bu tartışılır. Bence yazar olmanın yolu sadece yazmak değil kaliteli bir eser ortaya koymaktır. Yazmanın yetenek gerektirdiğini düşünmüyorum. Elbette ki her insanın farklı alanlarda yatkınlığı olduğu gibi bazı insanların da yazı yazma konusunda yatkınlığı olabilir ama bu yatkınlık tek başına yeterli değildir üzerine bir şeyler eklemek gerekir. Kitap okumak ve bolca yazmak gibi
Yılmaz Ali: Hobileriniz nelerdir?
Nejla TAŞKIN: Hobilerimi genellikle boş zamanlarımı dolduracak şekilde değil de günlük hayatımda ufak anlara sığdıracak şekilde sürdürüyorum. Doğa ve sokak fotoğrafçılığıyla ilgileniyorum. Özellikle lise yıllarımda karakalem çizimleri yaptım ama ne yazık ki meslek hayatına atılınca tekrar oturup çizim yapmaya pek vaktim olmadığı için bu hobime ara verdim. Fırsat buldukça doğa yürüyüşleri yapar, fotoğraf çekim teknikleri hakkında araştırma yaparım. Kitap okur, film izlerim. Bitki bakımı, yoga, Çengel bulmaca çözmek ve Şiir yazmak da günlük rutinim içindeki hobilerim arasındadır.
Yılmaz Ali: Yazın hayatınızdaki hedefiniz nedir?
Nejla TAŞKIN: Bir yazar olarak kendimin en iyi haline gelmek isterim. “Kendimin en iyi hali” derken şunu demek istiyorum. Her yazarın zamanla kaleminin oturduğunu kendi tarzını yarattığı ve yazılarında bu tarzı en iyi şekilde yansıttığı eserleri vardır genellikle çoğu yazar o eserleriyle tanınır. Bence bir yazarın en iyi hali budur. Kendi tarzını bulduğu ve bu tarzda eserlerini verdiği an. Tabi o eserlerden önce birçok eser vermiştir yazar bunlarla ünlü olmamıştır, tanınmamıştır belki de beğenilmemiştir yazıları ama kaleminin temellerini bu eserlerle atmıştır. Ben şu an o temelleri atma aşamasındayım ve bahsettiğim doğrultuda ilerlemeye devam ediyorum
Yılmaz Ali: Yazarken zorlandığınız zamanlar oluyor mu, oluyorsa o dönemi aşmak için neler yapıyorsunuz?
Nejla TAŞKIN: Her yazar gibi benim de bazen yazarken tıkandığım zamanlar oluyor. Böyle bir durum olduğunda masadan kalkıyorum bir müddet dikkatimi dağıtacak şeyler yapıyor ya da yapmamı bekleyen işlerim varsa onları halledip geri dönüyorum ama bu defa sanki daha önce yazılanları ben yazmamış gibi uzaktan bakıyorum yaptığım işe. Farklı bir pencereden bakmak genellikle işe yarar ama eğer devamı ne yaparsam yapayım gelmiyorsa elimdeki şiir ya da bir roman olsun yarım bırakıyorum. Daha tamamlanma zamanı gelmemiştir diye düşünüyorum. Sadece son dizesini yazamadığım için senelerce bekleyen şiirlerim var ama er ya da geç vakti gelince hepsi kendi kendini tamamlayacak olan dizeyi buluyor.
Yılmaz Ali: Türkiye’deki okuma oranları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Nejla TAŞKIN: Türkiye’deki okuma oranları ne yazık ki çok düşük. Kitap okuyan birey sayısının artırılması gerekiyor ama kitap okumak sadece genç neslin değil orta ve ileri yaş gruplarının da yapması gereken bir şey. Kitap okumayan bir ebeveynin çocuğunu kitap okumuyor diye azarlaması kadar komik bir durum yok bence. Ayrıca okur kitlemiz de kaliteli bir okur kitlesi olmalı. Bundan kastım okuduğunu alıp değerlendiren, eleştiren ve okuduğundan kendine bir şeyler ekleyen bireylerden bahsediyorum.
Yılmaz Ali: Yeni yazarlara ve yazar adaylarına neler tavsiye edersiniz?
Nejla TAŞKIN: Ben de henüz yeni bir yazar olduğum için kendilerine bu konuda verebileceğim en iyi tavsiye “DENEYİN” demek olur. Yazılarınız hiç beğenilmeyebilir, yayınevleri kabul etmeyebilir ve her şey kötü gidebilir ama başınıza gelebilecek en kötü şey hiç denememiş olmanızdır. Bir düşünün eğer sevdiğiniz yazarlar hiç denemeseydi o harika kitaplarını bugün hiç okuyamayacaktık
Yılmaz Ali: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Nejla TAŞKIN: Hayatınızdan şiiri ve kitapları eksik etmeyin. Nasıl ki her gün vücudunuzun ihtiyacı olan vitaminleri alıyorsunuz ruhunuzun da ihtiyacı olan sanatı güzellikleri almayı unutmayın. Mesela her gün en az bir şiir okuyun yarım dakika da olsa güzel bir resme bakın ya da hiçbirini yapamıyorsanız gökyüzüne bakın. Unutmayın ki “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir”. Bu güzel röportaj için kıymetli hocam size ve okuyan kıymetli okurlara teşekkür ederim. Şiir dolu sayfalarda buluşmak dileğiyle hoşça kalın.















