Merhaba sevgili sanatseverler, Bu Kentte Sanat Var, Sanatçı Var köşemizin bu haftaki konuğu Ahmet Sargın oldu.

Yılmaz Ali: Ahmet Bey, yazı serüveninizin başlangıcı nasıl oldu? Çocukluk döneminizde sizi yazıya yönelten özel bir anı var mı?
Ahmet Sargın: Çocukluk yıllarım sıkıntılarla geçti. Genelde günlükler tutarak şiir defterleri hazırlayarak yazmaya başladım. Daha sonra yazma bende tutku haline geldi. Bir mektup arkadaşım vardı Siirt Baykan dan Kemal Güzel diye, onunla uzun süre mektuplaştık. Genelde anılarımı yazarak başladım diyebilirim. Daha sonra gazetelerde araştırmalarım yayımlandı, bu beni yazmaya teşvik etti.
Size kendimi kısaca tanıtayım: Eğitimci, gazeteci, şair ve yazar, radyo ve TV program sunuculuğu yaptım. Eserlerimde Ahmet Taşkın, Abdullah Ecevit, Mehmet Emin, Alperen Selçuk, Ahmedi, Garip Ozan, Gırımlı Ozan gibi mahlaslarını da kullandım. 1 Ocak 1954, Yozgat Kırım köyü doğumluyum. Yozgat’ ta ikamet ediyorum; üç il tanıtım kitabım, on masal derlemem, sekiz İlkokul okuma kitabım, üç Antoloji eserim ve bir de yöresel araştırma eserimiz yayımlandı. Otuz yıla yakın bir dönemde günlük gazete ve dergide yazıyorum.
Yılmaz Ali: Gazetecilik ve yazarlığı aynı potada eritmek zor olmadı mı?
Ahmet Sargın: Aslında ben bu iki alanı birlikte kullandım. Memurluğum nedeniyle bazen mahlas isimleri de kullandım: Alperen Selçuk, Ahmedi, Ahmet Taşkın, Garip Ozan, Abdullah Ecevit gibi…
Şikâyet sonucu kınama cezası da aldım ama yazmaya devam ettim. Yaklaşık otuz yıldır gazeteciliği ve yazarlığı birlikte yürütüyorum bundan da oldukça memnunum çünkü içinde yaşadığım halkın değerleri ve sorunları ile hemhal oluyorum.
Yılmaz Ali: Şiirlerinizde memleket ve şehir temaları çok güçlü. Bunun temelinde nasıl bir duygu yatıyor?
Ahmet Sargın: Şiir ve gazeteciliği birlikte yürütüyorum. Gazetecilik sevdam şiir ise benim aşkımdır. Karşılıksız sevdiğim iki dost bunlar. Şiir temalarına gelince bizler halkın içinde yaşıyoruz halkın dili ve düşüncesi bizim için önemli biz de bu duyguları terennüm ediyoruz.
Yılmaz Ali: “Gelin Görün Bursa’yı” şiiriniz okur tarafından beğenildi çok sevildi. Yazarken neler hissettiniz?
Ahmet Sargın: Bursa’yı ilk gezdiğimde çok etkilenmiştim. Türk ve Osmanlı’nın başkenti olan bu şehri gezince: Gelin görün Bursa’yı şiirimi kaleme almıştım. Bursa dergileri de bu şiirimi yayımladı. Böylesine güzel bir şehre şiir yazmamak olur muydu? Yeşil Türbe’nin önünde durup baktığınızda sadece bir mimariye değil, bir ruhun dirilişine bakmış olursunuz. İşte tüm bu hisler içimde birikti. Yazdığım şiirin mısralarında Bursa’nın her köşesi yankılandı.
Yılmaz Ali: Türkiye’de edebiyatın son yıllarda değiştiğini düşünüyor musunuz?
Ahmet Sargın: Evet, hem de çok hızlı bir değişim. Dijitalleşme edebiyatı da etkiledi. Artık insanlar şiiri- edebiyatı sosyal medya üzerinden takip ediyor. Sosyal medyanın faydası değil zararı dokundu edebiyatımıza… Kısa, vurucu, hızlı metinler ön planda. Bu durum edebiyatı öldürmüyor ama yeni bir forma sokuyor. Yine de kalıcı olan, zamanın sınavına direnen eserlerdir.
Yılmaz Ali: Gazetecilik günümüzde sizce hangi büyük sınavdan geçiyor?
Ahmet Sargın: Bilgi kirliliği en büyük tehlike. Haber doğrulama artık bir gazetecinin birinci vazifesi. Sosyal medyada yayılan yanlış bir bilgi, bir saat içinde binlerce kişiye ulaşıyor. Gazeteci hem hızlı olmak zorunda hem de dürüst doğru haberi vermek zorunda. Bu dengeyi kurmak, günümüzün en zor sınavı.
Yılmaz Ali: Yazarken nelerden ilham alırsınız?
Ahmet Sargın: Genelde okuduğum yazılar ve çevremizde meydana gelen olaylar beni etkiler ve duygulandırır. Siyaseti pek sevmem ama siyasi konular da bizleri etkiler. Önemli olan halkın sıkıntılarını ve umutlarını dile getirmektir diyorum.
Yılmaz Ali: Eserlerinizde maneviyatın da önemli bir yer tuttuğu görülüyor. Bu bilinçli bir tercih mi?
Ahmet Sargın: Evet, kesinlikle bilinçli. İnsanı sadece bedenle anlamak mümkün değil. İç dünyası, inancı, değerleri, korkuları, hayalleri… Bunların tamamı şiir ve yazılarınızın asıl konusudur. Maneviyatın olmadığı bir yazı bana eksik gelir. Çünkü insanın kalbine yol açmaz ve şahsıma mutluluk da vermez.
Yılmaz Ali: Genç yazarlara tavsiyeleriniz neler olur?
Ahmet Sargın: Öncelikle çok kitap okumalı. Okumadan yazılmaz derim. Çok okuyor yazmıyorsanız da bunun bir neticesi olmaz. Okuyorsunuz ama okuduklarınızı insanların faydasına da sunmuyorsanız bunun bir anlamı olmaz. Okuma ve yazma ayrılmaz bir ikilidir.
Yılmaz Ali: Yeni projeleriniz ve geleceğe dair planlarınız var mı?
Ahmet Sargın: Kendime ait bir şiir kitabı ve ani kitabı düşünüyorum. Bir de gazete yazılarımdan seçme iki eser çıkarmayı planlıyorum. Biri dini diğeri de Yozgat’la ilgili iki eser düşünüyorum. Allah nasip ederse inşallah.
Yılmaz Ali: Son olarak, okurlarınıza ne söylemek istersiniz?
Ahmet Sargın: Okumayı ve yazmayı tavsiye ederim. Okuma ufkumuzu açar yazmak da bize huzur güven ve mutluluk verir. Gençlerimizin kitap okumaya ve araştırma yapmaya yönlendirilmesini tavsiye ederiz. Bu görev de öğretmenlerimize düşüyor. Gençlerin kabiliyet ve yeteneklerini keşfedip onları bu yönde teşvik etmek gerekir diyorum. Kelimelerin gücüne inanmaya devam etsinler. Dünyanın karmaşasında insan bazen bir cümlede kendini bulur. Benim için en büyük ödül, bir okurun “Bu satırlar bana iyi geldi” demesidir. Yazdıkça büyüyen, paylaştıkça çoğalan bir yol bu,
Size başarılar diler, okuyucularımıza da teşekkür eder saygılarımı sunarım.









