Manavgat Haberleri

Gündem

Atatürk’ün 18 Şubat 1935’teki Alanya ziyareti ve Bilinmeyenler

Atatürk’ün 18 Şubat 1935’teki Alanya ziyareti, yıllardır anlatılan hikâyelerin aksine yalnızca bir buçuk saat sürdü. Ziyaret günü karşılama heyetinde bulunan Tahrirat Kâtibi Hasan Tahsin Aksoy’un oğlu Hami Aksoy, babasından dinlediklerini resmî kayıtlarla karşılaştırarak gece gelişten kuru fasulye ikramına kadar pek çok efsaneyi yanıtladı.

Atatürk’ün Alanya’ya gelişine dair internette ve yerel basında birbirini tutmayan çok sayıda anlatı dolaşıyor. Kimine göre Atatürk sabaha karşı, karanlıkta geldi ve kimse onu karşılamadı. Kimine göre ıssız sokaklarda çarşıyı aradı, bir evde tıraş oldu, kendisine kuru fasulye–pilav ikram edildi, kahvehanede kahve içti, halka hitap etti. Alanya doğumlu 83 yaşındaki Hami Aksoy’a göre bu anlatıların hiçbiri belgeye dayanmıyor.

Aksoy’un babası Hasan Tahsin Aksoy, 1935’te Alanya Kaymakamlığı’nda tahrirat kâtibiydi ve Atatürk’ü karşılayan dört kişilik heyetin üyelerinden biriydi. Hami Aksoy, babasının ve sık sık evlerinde misafir kalan emekli Kaymakam Hami Arıkan’ın anlattıklarını yıllar içinde not aldı. Bu anıları Atatürk’ün resmî Nöbet Defteri, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yazışmaları ve Resmî Gazete kayıtlarıyla karşılaştırarak 2020’de çevrimiçi bir kitapta topladı.

Saat saat 18 Şubat 1935

Atatürk’ün Nöbet Defteri’ne göre, 17 Şubat günü saat 16.45’te İzmir’den Zafer torpido muhribiyle yola çıkıldı; Adatepe muhribi refakat etti. Gemi 18 Şubat sabahı saat 8.00’de Alanya’ya ulaştı. Atatürk saat 8.30’da karaya çıktı, kısa bir istirahatin ardından saat 10.00’da gemiye dönerek Antalya istikametinde yola devam etti. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yazışmaları da aynı saatleri doğruluyor.

Aksoy, “gece gelindi” anlatısına şu soruyla karşı çıkıyor: “Elektriğin bile olmadığı, köy görünümündeki bir kasabada Atatürk gece ne yapacaktı?” Sabah 8.30’da daireler ve dükkânlar açıktı. Karşılama heyeti de iskelede hazır bekliyordu.

Aylar süren telgraf trafiği

Aksoy’a göre ziyaret ani bir karar değildi. Bakanlık ile kaymakamlık arasında aylarca şifreli telgraf yazışması yapıldı; yolun durumu, ulaşım ve konaklama tek tek soruldu. Telgraflar gece gündüz geldiği için Kaymakam Hami Bey, gece yarısı kendisine gelmek zorunda kalan kâtibinin evine bir jandarma telefonu çektirdi.

Karşılama heyeti de önceden belirlendi: Kaymakam Hami Bey, Belediye Başkanı Hüseyin Bey, Jandarma Komutanı ve Halk Partisi Başkanı. Ancak parti başkanı Nazmi Bey, “Atatürk bir soru sorar, cevap veremem” diyerek heyetten çekildi. Yerine “Alanya’yı en iyi bilen” kişi olarak Tahsin Aksoy görevlendirildi.

Evde 15 dakika, sadece üç cümle

Ziyaretin en çok çarpıtılan bölümü, Atatürk’ün kendisine ayrılan evde geçirdiği süre. Aksoy, bir buçuk saatlik süreden iskele–ev yürüyüşü ve gemiye dönüş çıkarıldığında evde en fazla on beş dakika kaldığını hatırlatıyor. Babasının anlatımına göre Atatürk bu sürede yalnızca üç cümle kurdu:

“Kahvemi getirin. Odamı gösterin. Toplanın gidiyoruz.”

Merdiveni jandarma tuttuğu için içeride heyetteki dört kişiden başkası yoktu. Aksoy bu yüzden net konuşuyor: “Bunun dışında kim ne söylerse söylesin inanmayın.”

Kahve isteğinin de ilginç bir sonu var. Ev sahibi mutfakta kahve bulamadı, Tahsin Aksoy komşu evlere sordu ama bir pişirimlik kahve bile bulunamadı. Aksoy’a göre bu olay, “Mehmet Çavuş’un kahvesinde kahve içti” ve “kuru fasulye–pilav ikram edildi” anlatılarının dönemin koşullarına ne kadar uzak olduğunu da gösteriyor. Düdüklü tencerenin olmadığı yıllarda odun ateşinde saatler süren bir yemeğin on beş dakikalık bir ziyarete yetiştirilmesi mümkün değildi. Atatürk’ün özel berberi de gemideydi; evde tıraş olduğu ya da şehir suyunun bulunmadığı kasabada küvette yıkandığı iddiaları da aynı nedenle gerçeği yansıtmıyor. Alanya’ya elektrik ve şehir suyu ancak 1948–1950’li yıllarda geldi.

“Mors hatası” efsanesi

Bir başka yaygın anlatıya göre Atatürk’e gelen bir telgrafta mors hatasıyla “Alaiye” yerine “Alanya” yazılmış, Atatürk de ismi beğenip değiştirmişti. Aksoy bu hikâyenin de uydurma olduğunu söylüyor. Alaiye adı, 13 Temmuz 1933 tarihli kararnameyle resmen Alanya oldu. Bu değişiklik, Cumhuriyetin ilk yıllarında yirmi binin üzerinde yer adının değiştirildiği genel çalışmanın bir parçasıydı.

Aksoy’un İçişleri Bakanlığı yetkilisinden aldığı bilgiye göre, eski ve yeni adların beş yıl boyunca birlikte kullanılmasına izin verildi. Telgraflarda bir süre daha “Alaiye” yazılmasının nedeni de bu geçiş dönemi ve memurların yazım alışkanlığıydı.

Neden kışın geldi?

Ziyaretin zamanlamasına dair anlatılardan biri ise doğrulanıyor. Dr. Ali Nazım Köseoğlu’nun Alanya adlı kitabına göre, Atatürk’ün sağlığının bozulması üzerine Alanya’nın ılıman iklimi önerildi. Bu öneride Alaattin Keykubat’ın kışları Alanya’da geçirdiği de hatırlatıldı. Ziyaret bu nedenle kış ortasına planlandı.

Hami Aksoy, belgeye dayanan çalışmaların artmasını istiyor. Gerekçesi de açık: Gerçeği bilenler aramızdan ayrıldığında “meydan yine masalcılara kalmasın”.

Ziyaret fotoğraflarını da içeren makalenin tam metni alanyaavukat.com‘da yayımlandı. Metnin fotoğraflı PDF sürümüne buradan ulaşabilirsiniz.

S: Atatürk Alanya’ya ne zaman geldi?
C: Atatürk, 18 Şubat 1935 sabahı saat 8.00‘de Zafer torpido muhribiyle Alanya’ya ulaştı, 8.30‘da karaya çıktı ve 10.00‘da gemiye dönerek Antalya’ya hareket etti.

S: Atatürk Alanya’da ne kadar kaldı?
C: Karada toplam bir buçuk saat kaldı. Kendisine ayrılan evde geçirdiği süre yaklaşık 15 dakikadır.

S: Atatürk Alanya’da kaldığı evde ne söyledi?
C: Tanık anlatımına göre yalnızca üç cümle kurdu: “Kahvemi getirin. Odamı gösterin. Toplanın gidiyoruz.”

S: Atatürk’ü Alanya’da kimler karşıladı?
C: Karşılama heyeti Kaymakam Hami Bey, Belediye Başkanı Hüseyin Bey, Jandarma Komutanı ve Tahrirat Kâtibi Hasan Tahsin Aksoy’dan oluşuyordu.

S: Alaiye’nin adı Alanya olarak ne zaman değişti?
C: 13 Temmuz 1933 tarihli kararnameyle. Eski ve yeni adların beş yıl birlikte kullanılmasına izin verildi.

Yorumlar

Yorum yazın

Haber, köşe yazısı veya yazar adı yazın.