Merhaba sevgili sanatseverler, Bu Kentte Sanat Var, Sanatçı Var köşemizin bu haftaki konuğu Muhammed Emin YANMAZoldu.

Yılmaz Ali: Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Muhammed Emin YANMAZ: Ben Muhammed Emin Yanmaz. 1997’de Şanlıurfa’da doğdum. Eğitim yolculuğum İsmetpaşa İlköğretim Okulu ile başlayıp, Şanlıurfa Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile devam etti. Ancak benim gerçek eğitimim, sekiz yaşında bir fırında çırak olarak başladığım Diplomasız Hayat Okulu’nda şekillendi. Okul sıralarıyla ekmeğin hamurunu aynı günün içinde yoğurarak büyüdüm; bu süreç bana, özellikle 15 yaşında hayatı anlamlandırma arayışımın başladığı dönemde, zorlukların bir engel değil, doğru bakış açısıyla bir fırsat olduğunu öğretti.
Hayata çoğu insanın seçmediği pencereden bakmayı, yükü sırtımda değil, yolculuğumun anlamı olarak taşımayı öğrendim. Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Gömmece Mahallesi’nde imam-hatiplik yapıyor, aynı zamanda manevi danışmanlık ve rehberlik hizmeti veriyorum.Amacım; uçmak isteyip cesaret edemeyenlere kanatlarını hatırlatmak, karanlıkla savaşmak yerine o karanlıkta bir kapı aralamayı öğretmek. İnsanlara; sıkıntıların düşman değil, hayatın öğretmeni olduğunu, fırtınaların yıkmak için değil dönüştürmek için estiğini göstermek istiyorum.
Hayatı anlamlandırmam yıllarımı aldı ve aslında ölünceye kadar sürecek bir anlam arayışının içinde olduğumuzu bilmek gerek; şimdi ise o anlamı başkalarının yoluna ışık yapmak için çabalıyorum. Bilinçli bir hayatın kolay olmayacağını ama imkânsız da olmadığını yaşayarak öğrendim ve bunu, rehberlik ettiğim herkese hissettirmeyi amaçlıyorum.
Yılmaz Ali: Yazmaya ilk ne zaman başladınız? Sizi yazmaya iten duygu neydi?
Muhammed Emin YANMAZ: Yazmaya ilk kez 15 yaşında, hayatı sorgulamaya başladığım şüphe döneminde adım attım. O yıllarda kendimi araştırmalara, okumaya ve içsel bir arayışa vermiştim. Amatörce aldığım küçük notlar zamanla bir alışkanlığa dönüştü. Düzenli olarak defter tutmaya başlamam ise yaklaşık yedi yıl önce oldu. Yazmaya iten şey; okudukça, düşündükçe ve kelimelerle baş başa kaldıkça ruhumun dinginleştiğini fark etmemdi. Zihnimdeki karmaşık duyguların yazıyla yavaş yavaş düzene girdiğini görünce, kalemin adeta benim antidepresanım olduğunu anladım.
Yılmaz Ali: Kaç kitabınız var? İsimleri nelerdir?
Muhammed Emin YANMAZ:Şu an yayınlanmış bir kitabım var: Diplomasız Hayat Reçetesi – 1(Kişisel gelişim üzerine kaleme alınmış bir eserdir.)
Yılmaz Ali: Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin, hangi ortamda kendinizi daha verimli buluyorsunuz?
Muhammed Emin YANMAZ:Yazmak benim için bir ortam meselesi değil; aklıma bir düşünce geldiğinde, o an ortaya çıkan cümleleri ve özlü sözleri hemen kaydederim. Daha sonra uygun bir zamanda, bu düşüncelerin altyapısını oluşturarak onları tasarlamaya ve geliştirmeye çalışırım.
Yılmaz Ali: Kitaplarınızı yazarken gerçek yaşam öykülerinden etkileniyor musunuz?
Muhammed Emin YANMAZ:Yazarken ister istemez esinlendiğim yerler olabiliyor, ancak bu oldukça sınırlı. Genellikle özgünlüğü tercih ederim; yazdığım özlü sözlerin, yorumların ve hikâyelerin çoğunluğunu kendi bakış açım ve deneyimlerimle şekillenmesine özen gösteririm. Kişisel gelişim ve maneviyat üzerine yazdığım için gözlemler yapar, çıkarımlarda bulunurum ve hayata birden fazla pencereden bakmaya dikkat ederim.
Yılmaz Ali: Kitaplarınız yazarken duygu yoğunluğu yaşıyor musunuz?
Muhammed Emin YANMAZ:Yazılarımda mutlaka duygu yüklü olmam gerekir; çünkü eserime bu duyguyu yansıtamazsam, kitap ruhsuz kalır. Duygu yoğunluğu, bir yazar için vazgeçilmez bir elementtir.
Yılmaz Ali: Çocukluğunuza dair en çok neyi özlüyorsunuz?
Muhammed Emin YANMAZ:Çocukluğumda en çok özlediğim şeylerden biri, okul sıralarında uyumaktı. Çünkü derslerim, okul bitiminde başlıyordu; yani okul, benim dinlenme ve nefes alma vakitlerimdi.
Yılmaz Ali: Etkilendiğiniz yazarlar kimlerdir?
Muhammed Emin YANMAZ:Dobra olmak gerekirse, şu an için etkilendiğim belirli bir yazar yok. Buradan yanlış anlaşılmasın; yazarları küçümsediğim için değil, kendi hayat hikâyeme odaklandığım ve özgünlüğü benimsediğim için böyleyim. Hayat hikayeleri veya yaşantıları beni genellikle etkilemiyor, ancak geçmişte zorluklarla bir yerlere gelmiş insanların hikâyeleri kısmen ilgimi çekiyor.
Yılmaz Ali: Sizce herkes kitap yazabilir mi yoksa yazmak yetenek gerektiren bir iş mi
Muhammed Emin YANMAZ:Belli bir birikime ve donanıma sahip olan herkes kitap yazabilir; ancak yazdığı kitaba duygusunu katıp katamayacağı, bunu okuyucuya hissettirip hissettiremeyeceği tartışılır. Yazmak kısmen yetenek işidir; yine de yazmaya tutkusu olan bir insan, çalışarak gerekli birikimi zamanla edinebilir. Yani yazmak hem bir yetenek işi olabilir hem de emek verilerek kazanılabilecek bir beceri de olabilir.
Yılmaz Ali: Hobileriniz nelerdir?
Muhammed Emin YANMAZ:Hobilerimin göreceli olduğunu söyleyebilirim, çünkü dönem dönem değişiklik gösterebiliyor. Bazen karşıma bilinmeyen ya da ilgimi çeken bir şey çıktığında ona yoğunlaşıyor, adeta tek bir gözle ona odaklanıp çözene kadar o işle meşgul oluyorum. Hobi olarak kabul ederseniz, “yaşamak” derim; hayatı dört mevsimiyle yaşamak.
Yılmaz Ali: Yazın hayatınızdaki hedefiniz nedir?
Muhammed Emin YANMAZ:Yazmış olduğum kitabın %70’i sokaklardan, %30’u ise okuduğum kitapların birikiminden esinlenmiştir. Hedefim, insanların ne kadar çıkmazda olurlarsa olsunlar bir çıkış kapısının her zaman var olduğunu hissetmelerini sağlamak. Kitabımın onlara bir ışık olmasını önceliyorum.
Yılmaz Ali: Yazarken zorlandığınız zamanlar oluyor mu, oluyorsa o dönemi aşmak için neler yapıyorsunuz?
Muhammed Emin YANMAZ: Yazı yazarken zorlandığımız zamanlar olabiliyor; ancak benim yazı yazma tarzım biraz farklı. Aklıma bir özlü söz geldiğinde not alırım. Kalemin başına geçmeden önce o sözü zihnimde iyice yoğurur, olgunlaştırırım. Yazılacak kıvama geldiğini hissettiğim anda ise kalemi elime alır ve yazmaya başlarım.
Yılmaz Ali: Türkiye’deki okuma oranları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Muhammed Emin YANMAZ:Türkiye’deki okuma oranlarının düşük olması bana göre oldukça normal. Çünkü halkın büyük bir kısmı okumaya ihtiyaç duymadığını düşünüyor. Bu yüzden bu oranların düşük olmasına pek şaşırmıyorum.
Yılmaz Ali: Yeni yazarlara ve yazar adaylarına neler tavsiye edersiniz?
Muhammed Emin YANMAZ:Yeni yazarlara önerim, yazılarını hayatla olabildiğince harmanlamalarıdır.Okuyucu, metinde sadece harfleri değil, hayatın kokusunu, izini ve sıcaklığını hissetmek ister. Bu yüzden günlük yaşantının ayrıntılarını, insanın iç dünyasındaki iniş çıkışları ve hayat okulunun öğretilerini yazıya taşımalarını öneririm. Çünkü özellikle bu dönemde çoğu insan, gerçek hayattan izler taşıyan samimi metinlere daha çok ilgi duyuyor.
Yılmaz Ali: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Muhammed Emin YANMAZ:İnsanlara fırtınayla savaşmak yerine, fırtınayla dans etmelerini öneririm. Hayatla mücadele etmek yerine hayatla ortaklık kurmalarını tavsiye ederim. Çünkü hayat sizden yaşantınızın %100’ünü istediğinde verin; size %0 kalsın, sorun değil. %70’ini istediğinde yine verin; %30 sizde kalsın, sıkıntı değil. %50 istediğinde yarısını verin; yine sorun değil.
Hayat, ona cömert davrandığınızı gördükçe ve çabanıza şahit oldukça, filmin sonunda kaybettiklerinizi size geri verebilir, ama vermeyebilir de. Çünkü doğarken hiçbir şeyle gelmedik, ölürken de yanımıza bir şey alıp gitmeyeceğiz.
Bu yüzden sıkıntılar et ve tırnak gibidir; ancak ölünce birbirinden ayrılırlar. O hâlde sıkıntıları ya küçültüp cebinize koymalısınız ya da bir arkadaş gibi yanınızda gezdirip zamanı geldiğinde gitmesine izin vermelisiniz. Bir sıkıntı gider, bir sıkıntı gelir. Unutma: hayat, dört mevsimi yaşamaktır. Hayat bazen seni tokat manyağı eder; tam bayılacakken ödülünü verir ve “Devam et” der.
Özetle:
Hayallerle çıkarsın yola,
Hayal kırıklığıyla verirsin bir mola.
Biri çıkar ve der: “Hayrola?
Burası hayat okulu, durma, devam et yola.”












